Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10443 E. 2012/3970 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10443
KARAR NO : 2012/3970
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait araca, davalıların maliki, sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu hasarlandığını, müvekkilin aracının diğer davalı …Ş.’ye kasko sigortalı olduğunu, müvekkilinin aracındaki hasarı kendi imkanlarıyla tamir ettirdiğini iddia ederek 3.563,49 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, sigortalı araç sürücüsü …’in kazadan sonra işyerine girdiğini ve üzerine başka bir kıyafet alarak çıktığını gördüğünü, bu nedenle aracı başka birisinin kullandığını beyan etmek durumunda kaldığını, zarardan sigorta şirketinin sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Kalibre Soğuk Çekme Demir San.Tic.Ltd.Şti. vekili, olaydan hemen sonra sigortalı araç sürücüsü olduğu söylenen …’in işyerine girdiğini, başka bir kıyafetli şahsın veya kıyafetini değiştirmiş şekilde aynı şahsın olay yerine geri geldiğini, kaza tespit tutanağındaki kusur oranlarını kabul etmediklerini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, dava tarihinden itibaren faiz istenebileceğini bildirmiştir.
Mahkemece, kazanın oluş şekli dikkate alındığında kazayı yapan sürücünün başka bir şahıs olduğu, bu şahsın araç kullanmak için yeterli yeteneğe (ehliyetinin bulunmadığı, alkollü olduğu, yaşının tutmadığı vs.gibi) sahip olmadığı, kaza mahalline dava dışı …’in gelerek sürücü olduğunu beyan ettiği gerekçesiyle davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olayda, dava konusu olaydan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün … olduğu belirtilmiş, not olarak ise davalı sürücü …’ın, sigortalı araç sürücüsünün … olmadığını iddia ettiği belirtilmiştir. Davalı … dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde, sigortalı araç sürücüsü …’in kaza sonrası kaza yerine yakın işyerine girdiğini ve üzerine başka bir kıyafet alarak çıktığını bizzat gördüğünü, bu nedenle başka birinin aracı kullandığını beyan etmek durumunda kaldığını bildirmiştir. Dosyada davalının kaza tespit tutanağındaki soyut iddiası dışında, sigortalı araçta sürücü değişikliği yapıldığına dair davalı … şirketi tarafından bir delil de dosyaya sunulmamıştır. Kaldı ki, sigortalı araçta sürücü değişikliği yapıldığı iddiası kanıtlanmış olsa dahi tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağı, bununla birlikte Kasko Sigortası Genel Şartları’ının A.5. Maddesinde belirtilen teminat dışı hallerin mevcut olduğunun somut delillerle ispat edilmesi gerektiği, bu itibarla hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında olduğu, ayrıca, sigortalı aracın hasarlanmasına neden olan aracın, maliki ve sürücüsü olan davalıların kusurları oranında sigortalı araçta meydana gelen hasardan sorumlu oldukları gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3/2. maddesi uyarınca müteselsil borçlular yönünden, davanın aynı sebeple reddi halinde tek bir vekalet ücretine hükmedilir. Bu düzenlemeye aykırı olacak biçimde davalılar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 2.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.