YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2417
KARAR NO : 2012/3881
KARAR TARİHİ : 02.04.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı (3.kişi) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen takipte, Konya 1.İcra Müdürlüğünün 2010/775 Tal. sayılı dosyasından 05.3.2010 tarihinde haczedilen pancar sökme makinesinin müvekkiline ait olduğunu, mahcuzun borçlu tarafından müvekkiline satılıp teslim edildiğini ve borçlu ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, borçlu ile 3.kişi arasındaki satış sözleşmesinin muvazaalı olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davacı 3.kişi ile borçlu arasındaki satış işleminin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı bir satış olduğu, dava konusu mahcuz her ne kadar dava sırasında resmi olarak ziraat odasınca davalı alacaklı adına tescil edilmiş ise de mahcuzun borçluya ait bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı (3.kişi) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre dava konusu mahcuz (tarım kesiminde kullanılan pancar sökme makinesi) 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 22/c maddesi ile Karayol-
ları Trafik Yönetmeliğinin 29.maddesi uyarınca, ilgili Ziraat Odasında tescile tabi araçlardan olup, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesinde “Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri… noterler tarafından yapılır… Noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, dava konusu mahcuz 05.4.2010 tarihli faturaya istinaden Sincan Ziraat Odası Başkanlığı tarafından 12.4.2010 tarihinde davalı alacaklı … adına tescil edilmiş ise de aracın ilk defa dava dışı firma tarafından ithal edilerek 20.10.2009 tarihinde davalı alacaklıya haricen satılıp teslim edildiği, faturasının 05.4.2010 tarihinde kesildiği, bu fatura tarihinden önce aracın davalı alacaklı tarafından 28.10.2009 tarihinde (takip dayanağı senedin tanzim tarihi) davalı borçluya haricen satışının yapıldığı, borçlu tarafından da 08.10.2009 tarihinde (ithalatçı firmanın davalı alacaklıya satışından önceki tarih itibariyle) davacı 3.kişiye haricen satışına dair belgelerin delil olarak dosya içerisine konulduğu görülmektedir.
Buna göre, uyuşmazlık dava konusu mahcuzun borcun doğum tarihi ile takip ve haciz tarihlerinde kime ait olduğu, kimin mülkiyetinde bulunduğu noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece davacı 3.kişi ile borçlu arasındaki satış işleminin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı bir satış olduğu, dava konusu mahcuzun dava sırasında ziraat odasınca davalı alacaklı adına tescil edilmesine karşın mahcuzun borçluya ait bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş ise de dosya içindeki 08.10.2009 tarihli sözleşmenin sahteliği yönünden Konya C.Başsavcılığınca yürütülen 2010/42015 sayılı hazırlık soruşturması sonunda, davacı 3.kişi … ve borçlu … hakkında Konya Asliye Ceza Mahkemesinde Özel Belgede Sahtecilik ve İftira suçları nedeniyle dava açıldığı, ayrıca; davacı 3.kişi tarafından dava konusu mahcuz hakkında Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/584 Esas sayılı dosyasından davalı alacaklı ve borçlu aleyhine mülkiyetin tespiti davası açıldığı, davaların derdest bulunduğu görülmektedir. Söz konusu ceza ve hukuk davalarının yargılamaları sonunda verilecek hükümlerin eldeki davanın esasını etkileyeceği açıktır.
O halde, mahkemece anılan ceza ve hukuk davalarının neticelerinin beklenmesi, ondan sonra yukarıda açıklanan ilkeler ve yasal düzenlemeler ışığında dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (3.kişi) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 2.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.