YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/661
KARAR NO : 2012/3883
KARAR TARİHİ : 02.04.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (alacaklı) vekili, müvekkilinin alacağından dolayı borçlular aleyhine Denizli 5.İcra Müdürlüğünün 2009/8614 sayılı dosyasından yapılan takipte, 27.8.2009 tarihinde uygulanan haciz işlemine karşı davalı 3.kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, oysa haciz uygulanan işyerinin borçluya ait olup alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapıldığını ileri sürerek istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (3.kişi) vekili, her ne kadar 03.11.2009 tarihli oturumda, işyerinin öncesinde borçlu Erkan’a ait olup, sonradan müvekkiline devir edildiğini bildirmiş ise de, 30.3.2010 ve sonraki tarihli oturumlarda, işyeri devri bulunmadığını, müvekkilinin başka adresteki işyerini yeni açtığını, muvazaa bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) …, kendisinin işyerinin olmadığını, öncesinde oğlu olan diğer davalı …’ın işyerinin bulunduğunu, onun da işleri iyi gitmediği için kapattığını, haciz yapılan işyerinin devir alınmadığını, torunu olan 3.kişi tarafından yeni açıldığını savunmuştur.
Davalı (borçlu) …, kendisinin farklı adresteki işyerini kapattığını, haciz yapılan başka adresteki işyerinin ise yeğeni olan davalı 3.kişi tarafından açıldığını savunmuştur.
Mahkemece; haciz sırasında borçluların oğlu ve kardeşi olan Özkan’ın haciz mahallinde bulunduğu, davalı 3.kişinin takip borçlusu Ali’nin torunu, Erkan’ın da yeğeni olmasına karşın, borçlu Erkan’ın başka adresteki işyerini 07.7.2009 tarihinde terk ettiği, İİK.nun 99.maddesi uyarınca yapılan haciz işleminde ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğu, 3.kişi ile borçlular arasındaki akrabalık ilişkisinin yalnız başına işyerinin ve mahcuzların borçlulara ait olduğunun kabulü için yeterli olmadığı, takip borçlularının haciz yapılan adreste önceden bir ticari faaliyetlerinin olmadığı ve davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Takip borçluları baba-oğul olup, davalı borçlu Erkan’ın haciz uygulanan adresle ticari faaliyet yönünden ilgisi resmi kayıtlarla tespit edilememiş ise de 27.8.2009 tarihli haciz işlemi sırasında işyerinde hazır bulunan … takip borçlusu Ali’nin oğlu Erkan’ın da kardeşidir. Öte yandan, hacizde hazır bulunan ve borçluyu tanımadığını beyan eden davalı 3.kişi ile borçlular arasında torun-dede ve yeğen-dayı şeklinde yakın akrabalık bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ticari faaliyeti görünmeyen borçlu Ali takip dayanağı senedin keşidecisi olup, senedin lehdarı oğlu olan diğer borçlu Erkan’dır.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, vergi mükellefiyet kaydı bulunan borçlu Erkan dayısı olduğu davalı 3.kişi ile aynı konuda ve benzer nitelikli işlerle ilgili ticari faaliyette bulunmaktadır. Erkan vergide kayıtlı işyerini 07.7.2009 tarihinde terkettikten üç gün gibi kısa bir süre sonra davalı 3.kişi 10.7.2009 tarihinde borçlu ile aynı konuda ticari faaliyete başlamış olup, bu tarih aynı zamanda takip konusu borcun da doğum tarihidir. Davalı 3.kişi ile borçluların birlikte ticari faaliyet yürüttükleri açıktır.
Bununla birlikte, davalı 3.kişi vekili 03.11.2009 tarihli oturumda işyerinin öncesinde borçlu Erkan’a ait olduğunu, sonradan davalı 3.kişiye devir edildiğini bildirip sonradan bu beyanından dönmüş ise de önceki beyanı dosyaki deliller ve yukarıda açıklanan hukuki ve maddi olgularla da örtüşmektedir.
Bu durumda, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen mahcuzların borçlular ile 3.kişi tarafından birlikte elde bulundurulduğu İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlular, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği kabul edilmelidir. Somut olayda, haciz işleminin icra memuru tarafından İİK.nun 99.maddesine göre yapılmış olması ispat yükünün yer değiştirdiği sonucunu doğurmaz.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, borçlular ile 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığından davanın kabulü ile 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 2.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.