Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/975 E. 2012/3887 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/975
KARAR NO : 2012/3887
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

– K A R A R-

Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu Es-Sa Hayvancılık Tar.Ürn.Gıda Tem….ve Tic.Ltd.Şti. aleyhine yürütülen takipte, Tavşanlı İcra Müdürlüğünün 2010/434 Tal. sayılı dosyasından uygulanan 29.6.2010 tarihli haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan davacıya ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek istihkak davasının kabulü ile mahcuzların davacıya teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; mülkiyet karinesi alacaklı lehine ise de dosya kapsamına göre mahcuzların davacı 3.kişi tarafından satın alınmış olduğu, bu durumda mülkiyet karinesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu takip, 27.10.2008 tanzim tarihli senede dayalı olarak başlatılmış olup 29.6.2010 tarihli haciz işlemi, takip borçlusu tarafından borcun doğumundan sonra davacı 3.kişiye kiraya verilen adreste yapılmıştır.
Bununla birlikte, kira sözleşmesi ile aynı tarihte borçluya ait bir kısım menkuller davacı 3.kişiye satılarak devredilmiş, davacı 3.kişi borcun doğumundan sonra borçlu ile
aynı konuda ticari faaliyete başlamıştır. Davacı tanığı da devir yapıldığını belirtmiştir.
Bu durumda, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğu ve borçlu ile 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapıldığı kabul edilmelidir. Yapılan bu işlemlerin alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır. Bir an için yapılan devir işlemlerinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi, borçlu ile davacı arasındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan, İİK’nun 44. ve BK’nun 179. Maddelerinin uygulanması gerektiği de açıktır. Anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Gerçekten borçlunun devri kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirerek ilan ettirdiği ve mal beyanı verdiğine ilişkin dosyada hiç bir kanıt yoktur. Bu durumda, devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi, devralan davacı da B.K’nun 179.maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumludur.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken dosya içeriği ile uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 2.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.