YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6777
KARAR NO : 2011/8896
KARAR TARİHİ : 10.10.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu aleyhine Bolvadin İcra Müdürlüğünün 2009/464 sayılı dosyasından yürütülen takipte, 10.12.2009 tarihinde uygulanan haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, borçlunun davacı şirket ortağının babası olduğunu, sürekli orada bulunduğunu ve çalıştığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; haczin yapıldığı adresin davacı şirkete ait olduğu, borçlunun davacı şirketle hukuken bir ilgisinin olmadığı, borçlunun haciz sırasında hazır olmasına ve ödeme emri tebligatının bu adreste yapılmış olmasına rağmen, borçlunun 3.kişi şirkette ortak olmadığı ve borcun şahsi borç olması nedeniyle davacı şirkete ait malların haczedilemeyeceği gerekçesiyle, davacının istihkak davasının kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 10.12.2009 tarihinde 3.kişi adına kayıtlı işyerinde haczedilmiş ve borçlunun 3.kişi şirketle hukuki bir bağı görünmüyor ise de; haciz işlemi borçlunun alacaklı bankaya bildirmiş olduğu, hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edildiği, takip talebinde gösterilen ve borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste ve borçlunun huzurunda yapılmış olup, borçlu adına tebligatları alan kişiler borçlunun oğullarıdır. Dava konusu hacizden önce 04.6.2009 tarihinde aynı adrese haciz işlemi için gidildiğinde, borçlu adına ödeme emrini tebellüğ eden Veli Günhan borçlu olan babasının adresini bilmediğini belirtmiş olmasına karşın, bankaca gönderilen hesap kat ihtarnamesinin ve ödeme emrinin tebliği sırasında borçlunun geçici olarak çarşıya gittiği bildirilmiştir. Öte yandan, 3.kişi şirket borcun doğumundan sonra kurularak ticari faaliyete başlamış olup, dosya kapsamına göre, davacı 3.kişi şirketin ortakları borçlunun oğlu ve gelinidir. Şirket dışından yetkilisi de borçlunun oğludur. Bu itibarla, 3.kişi şirket aile şirketi niteliğindedir. Borçlunun da aile şirketi niteliğindeki bu şirkette gizli ortak konumunda olduğu ve aynı işyerinin faaliyetlerine bizzat katıldığı anlaşılmaktadır.
Takip konusu borç kredi kartı harcamalarından kaynaklanmaktadır. Borç ilk bakışta kredi kartı harcamalarına yönelik şahsi borç gibi görünüp, ilke olarak şahsi borç nedeniyle şirket malları haczedilemez ise de hesap ekstrelerinin incelenmesinde, yapılan harcamaların hayatın olağan akışıyla uyumlu şahsi nitelikli harcamaların ötesinde, sıklıkla 3.kişi şirketin faaliyet alanıyla ilgili ve yüklü miktarlı harcamalar olduğu görülmektedir. Bu nedenle, harcamaların kişisel nitelikli harcamalar olduğu da kabul edilemez.
Buna göre, dava konusu mahcuzların borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile alacaklı yararına olduğu kabul edilmelidir. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafından ibraz edilen ve borcun doğum tarihinden sonraki tarihleri içeren vergi kaydı ve faturalarla yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, 3.kişi ile borçlu arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 10.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.