Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1643 E. 2010/2230 K. 18.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1643
KARAR NO : 2010/2230
KARAR TARİHİ : 18.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 1073 ada 22 parsel sayılı 55351,93 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olmadığı, tarım arazisi olduğu ve zilyetlikle mülk edinme koşullarının davalı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Mera uyuşmazlıklarında komşu köyden yerel bilirkişi dinlenmesi gerektiği halde dinlenmemiş, yöntemince mera araştırması yapılmamıştır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, taraflara yeni tanık bildirme imkanı sağlanmalı, komşu parsellerin kadastro tespitleri belgeye dayanmakta ise bu belgeler getirtilmek suretiyle dosya tamamlanmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; yargılama sırasında toplanan delillerin, tutanakların edinme sebebi sütununda yazılı beyanlara aykırı düşmesi halinde dinlenmeyen tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı; tespit bilirkişileri ve yerel bilirkişi beyanları arasında çelişki olması durumunda yüzleştirme yapılmak sureti ile çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; zirai bilirkişi kurulundan arazinin eğimi, toprak yapısı, komşu parsellerle arasında ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı hakkında, çekişmeli taşınmaz ile komşu parselleri karşılaştırmalı olarak değerlendiren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek şekilde çektirilecek fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazın sınırları işaretlettirilmeli, fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 18.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.