Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7099 E. 2011/8660 K. 04.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7099
KARAR NO : 2011/8660
KARAR TARİHİ : 04.10.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, Isparta 1. İcra Müdürlüğünün 2008/723 talimat sayılı dosyasından, 21.07.2008 tarihinde davacı şirkete ait işyerindeki malların haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz sırasında borçlunun hazır bulunduğunu ve mülkiyet karinesinin borçlu lehine olduğunu, faturaların her zaman temini mümkün ve borçlunun davacı şirketin tüzel kişiliğinin arkasına sığınarak yükümlülüklerinden kurtulmaya çalıştığından haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu hakkında takibin 2002 yılında başlatıldığını, ödeme emrinin Antalya adresine tebliğ edildiği, haciz adresinin Isparta da olduğu ve davacı şirketin 1990’dan beri aynı adreste faaliyette olduğu, faturaların ve malların bir kısmının ticari defterlerin de kayıtlı olduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davacı 3.kişi ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı alacaklı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Yerel mahkeme, davacı 3.kişi vekilinin temyiz isteminin kanuni süre geçtikten sonra yapılması nedeniyle reddine karar vermiştir. Davacı bu kararı dahi temyiz etmiştir.
O halde, bu yön üzerinde özellikle durulmalıdır. Hükmün, tefhiminin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 489.ncu maddesinin yollamada bulunduğu aynı Kanunun 388.nci maddesindeki unsurları içerir biçimde yapılmadığından Yasada öngörülen 10 günlük temyiz süresinin geçtiğinden söz edilemez. Davacının hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşıldığından mahalli mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararın bozulması ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
3.Dava konusu haciz 21.07.2008 tarihinde borçlu Mesut Şener’in huzurunda yapılmıştır, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından her türlü delille ispatlanması olanaklıdır.
Davacı şirket, borcun doğumundan önce 1989 yılında kurulmuş ve 1990 yılından beride haciz adresinde faaliyette bulunmaktadır. Borçlu Mesut Şener davacı şirketin ortaklarından birisi olup borç kaynağı kredi sözleşmesindeki işyeri ve takip adresi haciz adresinden farklı olan Antalya da ki bir adrestir.
Davacı şirket … Mobilyanın bayisi olarak çalıştığını ileri sürerek faturalar ibraz etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda hacizli malların kod numaraları ile birlikte karşılaştırma yapılarak, davacının, usulüne uygun tutulmuş ve yasal tastikleri yapılmış ticari defterlerinde kayıtlı ve faturalarla uyumlu olduğu tesbit edilmiştir.
Bu durumda, davacı yasal karinenin aksinin ispatlandığından mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, infaz kabiliyeti olmayacak şekilde hacizli mallardan hangisine ait olduğu anlaşılmayan faturalara göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
ONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3.kişinin temyiz isteminin kabulü ile ek karar ve hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143/5.maddesi gereğince davalı alacaklıdan harç alınmamasına, 4.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.