Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/4578 E. 2012/5399 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4578
KARAR NO : 2012/5399
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 119 ada 110 parsel sayılı 256101.32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliği nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar …, …, …, …, …, … ve …, Hazine ve Kayabeyi Köy Tüzel Kişiliğini taraf göstermek suretiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlar, yargılama sırasında tapu kaydına da dayanmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonuna davalı Kayabeyi Köyü Tüzel Kişiliği hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Hazineye yöneltilen davanın ise esastan reddine ve çekişmeli 119 ada 110 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın Köy Tüzel Kişiliği tarafından ibraz edilen tapu kaydının kapsamında kaldığı ve tapulu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğe değer verilmeyeceği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Çekişmeli taşınmaz ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit görmüş; davacılar tarafından kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılan davada davalı olarak tespit maliki Hazine’nin yanısıra Köy Tüzel Kişiliği de hasım olarak gösterilmiştir. Köy Tüzel Kişiliğinin tespit maliki olmadığından davalı sıfatı bulunmadığı gibi, görülmekte olan davaya müdahalesi de bulunmamaktadır. Bu nedenle Köy Tüzel Kişiliği tarafından itiraz edilen tapu kaydının uygulamasının yetersizliği bozma sebebi yapılmamıştır. Ancak, davacı …’ın dayandığı 1960 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmemiş, tapu kaydı mahalline yöntemince uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi araştırılmamış olduğundan, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. O halde, sağlıklı sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı …’ın dayandığı 1960 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip dosya tamamlanmalı, davacıdan kayıt maliki ile arasındaki akdi ya da irsi ilişkiyi kanıtlaması istenmeli, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dayanılan tapu kaydı ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup, hudutları mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli; bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan davaya konu edilen taşınmazın niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.