YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9145
KARAR NO : 2011/8793
KARAR TARİHİ : 06.10.2011
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2008/ 30897 Esas sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü’nün 2009/6618 Talimat sayılı dosyasında yapılan 28.09.2009 günlü hacze konu sac kesme makinesinin davacı şirketin faturalı malı olduğunu, borçlunun haciz mahallindeki faaliyetine 2005 yılında son verdiğini, davacının ise 2008 yılından itibaren bu adreste çalışmaya başladığını ve borçlunun ise burada sigortalı işçi olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, borçlunun açtığı menfi tespit davasının bulunduğunu, sonucunun beklenmesi gerektiğini, dava konusu haciz mahallinde başka dosyadan yapılan 28.09.2009 günlü hacizde borçlunun hazır bulunduğunu ve kendisine ait belgelerin ele geçtiğini, borçlunun 1998 yılından beri faal olduğu adreste alacaklıdan mal kaçırmak için davacının sonradan şube iş yeri açtığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı, hacizde ele geçen borçlu adına düzenlenmiş iki adet sipariş fişi ile vergi kaydına göre, borçlunun bu adreste 1998 yılından itibaren faaliyetini sürdürdüğü, borçlu ile davacı şirket ortaklarının kardeş olması nedeni ile arada organik bağ bulunduğu, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu ve ispat yükü altında bulunan üçüncü kişinin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli güçlü delilleri dosyaya sunamadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda 20.01.2011 gün, 11528–233 sayılı ilam ile takip borçlusunun açtığı menfi tespit davasının sonucuna göre davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerektiği gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir. Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda bu kez “istihkak davasının yargılaması aşamasında sonuçlanıp kesinleşen menfi tespit davasına göre dava konusu haczin ortadan kalktığı, davanın konusuz kaldığı, diğer yandan istihkak iddiasının borçlu ile aradaki organik bağ içinde alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğü, davalı alacaklı tarafın davanın açılmasına neden olan taraf olarak kabul edilemeyeceği“ gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, yargılama giderleri ve maktu vekâlet ücreti davacı tarafa yükletilmiş; hüküm, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Menfi tespit davası sonucunda verilip kesinleşen İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi’ne ait 30.12.2009 gün, 2102–2289 sayılı ilam ile borcun bulunmadığı, icra takibine dayanak senetteki imzanın da takip borçlusu …’e ait olmadığı kesin olarak belirlenmiştir. Buna göre davanın açılmasına neden olanın davalı alacaklı taraf olduğunun kabulü ile davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile davacı yararına takdir edilecek vekâlet ücretinin davalı alacaklı tarafa yükletilmesi gerekmektedir.
Öte yandan istihkak davaları konusuz kaldığında karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekecektir.
Somut olaydaki dava değeri ise alacak miktarından daha az olması nedeni ile hacizli malın değeri olan 8.000,00.-TL’sıdır.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile hacizli malın değeri üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretinin davalı alacaklı tarafa yükletilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Ne var ki belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun ek geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ :Davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 3.bendindeki “Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına” ibaresinin çıkartılarak yerine; “Davacı tarafından dosyaya yapılan 92,60.-TL yargılama giderinin davalı alacaklıdan alınarak davacı üçüncü kişiye verilmesine” ibaresinin yazılmasına, 4. bendindeki “Davalı alacaklı yararına takdir olunan 360,00.-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı alacaklıya verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine; “Dava değeri olan 8.000,00.-TL üzerinden karar tarihi itibarı yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 960,00.-TL nispi vekâlet ücretinin davalı alacaklıdan alınarak davacı üçüncü kişiye verilmesine” ibaresinin yazılmasına hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 6.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.