YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/102
KARAR NO : 2022/2984
KARAR TARİHİ : 11.04.2022
MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-ALACAK
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, 1443 ada 11 parsel sayılı taşınmazı aleyhine başlatılan icra takiplerinden kurtarmak amacıyla ve borçlar ödendiğinde geri almak koşuluyla boşandığı eşinin kardeşi olan davalıya bedelsiz olarak satış suretiyle temlik ettiğini, eşi ile boşanması sonrasında davalının taşınmazı geri vermediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, iddiaların asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının yıllarca ailesinden gizli saklı yaptığı işlerin devamında gizlice ev aldığını, akabinde boşanma davası açıldığını, yazılı bir inanç sözleşmesinin de bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13/10/2020 tarihli ve 2019/269 E., 2020/502 K. sayılı kararıyla; banka dekontları delil başlangıcı olarak kabul edilmiş, davacının temlik tarihinde baldızı olan davalıya alacaklılardan mal kaçırmak saiki ile taşınmazı devrettiği, taraflar arasında bir inanç akdinin kurulduğu, taşınmazın devrinden sonra da boşanma davasında evden uzaklaştırma kararı alınıncaya kadar davacının ikamet ettiği, dava konusu taşınmaz banka kredilerinin davacı tarafından ödendiği, site kurullarına davacının katıldığı, tüm aboneliklerin davacı adına kayıtlı olduğu, davacının söz konusu evde doğalgaz tadilatı gibi önemli tadilatlar yaptırdığı, taşınmaza malik gibi tasarruflarda bulunduğu, davalının bedelini ödeyerek gerçekten satın aldığı yönünde vicdani kanaat oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davalı vekili, verilen kararın yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davacının eşinin kardeşi olduğunu, davacının birden fazla kişiye borçlu olduğu için evi satmak zorunda kaldığını, davalının da kızkardeşi zor durumda kalmasın diye evi satın aldığını, davacının icra dosyalarına haricen yapılan ödemelerin davacının yaptığı ödemelere kanıt teşkil ettiğini, inançlı işlemi kanıtlayacak yazılı delil bulunmadığını, taşınmaz kredisini davacının değil kızkardeşinin ödediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 15/09/2021 tarihli 2021/95 E., 2021/1134 K., sayılı kararıyla;dava dilekçesi, dosya kapsamı ve olayın oluş şekli itibariyle taraflar arasında inançlı bir işlem yapıldığı, taraflar arasında bir delil yok ise de delil başlangıcı niteliğinde banka dekontları bulunduğu; evle ilgili abonelikler, sonradan yapılan doğalgaz tesisatı ve tanık beyanları da göz önüne alındığında inançlı işlemi davacı tarafın ispat ettiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalı vekili, istinaf talepli dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin yanında, davacının dava dilekçesinde korkutma ve gabine dayalı taleplerde bulunduğunu oysa yerel mahkemenin inançlı işlem hukuki nedeni üzerinden karar verdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.
Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek ve iade edilmek üzere, mal varlığına dahil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar. Diğer bir anlatımla, bu işlemle borçlu, alacaklısına malını rehin edecek, yani yalnızca sınırlı ayni bir hak tanıyacak yerde, malının mülkiyetini geçirerek rehin hakkından daha güçlü, daha ileri giden bir hak tanır.
Sözleşmenin ve buna bağlı temlikin, değinilen bu özellikleri nedeniyle, taşınmazı inanç sözleşmesi ile satan kimsenin artık sadece, ödünç almış olduğu parayı geri vererek taşınmazını kendisine temlik edilmesini istemek yolunda bir alacak hakkı; taşınmazı, inanç sözleşmesi ile alan kimsenin de borcun ödenmesi gününe kadar taşınmazı başkasına satmamak ve borç ödenince de geri vermek yolunda yalnızca bir borcu kalmıştır.
İnanç sözleşmeleri, tarafların karşılıklı iradelerine uygun bulunduğu için, onlara karşılıklı borç yükleyen ve alacak hakkı veren geçerli sözleşmelerdir. Anılan sözleşmelerde, taraflar, sözleşmenin kendilerine yüklediği hak ve borçları belirlerken, inançlı işlemin sona erme sebeplerini; devredilen hakkın inanılan tarafından inanana iade şartlarını, bu arada tabii ki süresini de belirleyebilirler. Bunun dışında, akde aykırı davranışın yaptırımına da sözleşmelerinde yer verebilirler. Buna dair akit hükümleri de TBK’nin 26 ve 27. maddelerine aykırılık teşkil etmediği sürece geçerli sayılır. Uygulamada mesele, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı ile ilişkilendirilip, bu karar dayanak yapılmak suretiyle çözüme gidilmektedir.
3.3. Değerlendirme
(III.) ve ( IV.3.) numaralı paragraflardaki gerekçeler yerinde bulunmakla, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 12.808,13 TL bakiye onama harcının davalıdan alınmasına, 11/04/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olmak üzere karar verildi.