Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/10981 E. 2011/10287 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10981
KARAR NO : 2011/10287
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, davalının gerçek zarar miktarını ödemeyi kabul etmediğini belirterek 11.215 TL hasar bedelinin olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili araç üzerinde rehin olduğunu, rehin alacaklılarının muvafakatının gerektiğini davacının kazadan sonra aracını durdurmayıp seyrine devam etmesi nedeniyle motor bloğunda da hasar meydana geldiğini, sigortalının hasarın artmasına sebebiyet verdiğini, zararın teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
1.7.2009 gün 2007/294-2009/362 sayılı önceki hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 30.9.2010 gün 2010/686-7474 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası poliçesine dayalı olarak açılan maddi tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1269.maddesi uyarınca malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasınında rehin konusu malı rehin olan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879.maddesi gereğince sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekir.
Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilecek hususlardandır. Somut olayda dairenin bozma ilamından önceki yargılama aşamasında; davalı şirkete kasko sigortalı, davacıya ait araç üzerinde dava dışı Garanti Bankası A.Ş Gimat Şubesi lehine rehin hakkı tesis edilmiş olup bu husus taraflar arasında düzenlenen kasko poliçesinde de belirtilmiştir. Dava dışı banka şubesi 10.10.2007 tarihli önceki cevabında bankanın daini mürtehinlikten doğan haklarının saklı kalması kaydıyla dava açılmasına muvafakat ettiğini bildirdiğinden Dairenin 30.9.2010 gün 2010/686-7474 sayılı ilamı ile şarta bağlı muvafakatının geçerli olmadığı bu muvafakata göre davacının aktif husumet ehliyetine haiz olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra davacı tarafça ibraz edilen ve rehin hakkı sahibi Türkiye Garanti Bankası A.Ş Gimat Şubesinden verilen 18.3.2011 tarihli belgede taşıt kredisinden kaynaklanan borcun tahsil edildiği bankanın herhangi bir alacağının kalmadığı bildirilmiştir.
Hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında rehin hakkı sahibinin açılan davaya kayıtsız-şartsız muvafakat etmesi ya da aleyhine rehin tesis edilen borçlunun borcun tamamını rehin hakkı sahibine ödeyerek rehnin kaldırılmasını ve bu durumda muvafakata gerek olmadan davaya devam etmesi mümkündür. Bu husus davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilemeyeceği gibi bozma ilamına uyulması ile davalı taraf yararına usulü müktesep hak oluştuğundan da söz edilemez. Bu durumda mahkemece, davacı tarafından ilgili rehin hakkı sahibi dava dışı bankaya taşıt kredisinden doğan borcun tamamı ödenip araç üzerindeki rehnin kaldırılmış olmasına ve davacının artık aktif husumet elhiyetine sahip olmasına göre işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davacı vekili bozma ilamından sonra rehnin kalktığına dair belge sunmuş ise de bozma ilamına uyulması ile davalı yararına usulü müktesep hak oluştuğundan bahisle aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.