Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/7359 E. 2011/1625 K. 24.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7359
KARAR NO : 2011/1625
KARAR TARİHİ : 24.02.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ile … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkındayaptıkları icra takibinde borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazları diğer davalılardan …’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiş,yargılama sırasında borçlu davalı …’ın vefat etmesi ve mirasçılarının mirası reddetmesi nedeniyle hazine davaya dahil edilmiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ile … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Aynı yasanın 282. maddesi uyarınca iptal davalarının borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılması gerekir. Bunlardan başka kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir.Somut olayda borçlu olduğu bildirilen …’ın kendisine ait taşınmazı davalı …’e satmış olduğu öne sürülerek ikisi aleyhine dava açılmıştır. Borçlu
… ile davalı … Kalcik arasında zorunlu dava arkadaşlığı olması nedeniyle dava dilekçesinin borçlu veya mirasçılarına tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Ancak borçlu …’ın ölmüş olduğu ve en yakın mirasçılarının mirası reddettikleri dosya arasında bulunan Erdemli Sulh Hukuk mahkemesinin23.05.2003 tarih ve 2002/310-2003/317 sayılı kararından anlaşılmıştır. Mecburi hasım durumunda olan borçlunun en yakın mirasçılarının mirası reddetmesi nedeniyle konunun miras hukuku hükümleri çerçevesinde çözülmesi gerekir. Bu durumda mahkemece mahallin sulh hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece borçlu için atanacak veya yetkilendirilecek bir temsilci huzuru ile davaya devam olunması gerekirken (HGK 3.7.2002 tarih 15/572-577) bu yönler gözardı edilerek ve bu aşamada gerekmediği halde hazine davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkil edilmeden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Davalı … vekili ile Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 24.2.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.