Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/5560 E. 2011/8502 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5560
KARAR NO : 2011/8502
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlular aleyhine Ankara 12.İcra Müdürlüğünün 2008/11420 sayılı dosyasından yürütülen takipte, 29.1.2009 tarihinde uygulanan haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait şube işyerindeki menkullerin haczedildiğini, dava konusu menkullerin daha önceden davacı müvekkili tarafından aynı borçlu aleyhine yürütülen takipte yapılan ihalede alacağına mahsuben satın aldığı mallar olduğunu, borçlunun mallar satıldıktan sonra işyerini terk ettiğini, müvekkilinin yeri mal sahibinden kiraladığını, şube açtığını ve üretim iznini borçlu şirketten devraldığını ileri sürerek, istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlular cevap vermemiştir.
Mahkemece; dava konusu menkullerin davacı tarafından önceden borçlu aleyhine yürütülen takipte yapılan ihalede alacağına mahsuben satın aldığı mallar olduğu, menkullerin davacı 3.kişinin usulüne uygun olan ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, haciz yerinde borçlu şirketin kullandığı isimle üretim yapıldığı belirlenmiş ise de davacı … borçlu
Şirket arasındaki Marka Lisans Sözleşmesi’ne göre bu durumun yasal olduğu ve tek başına muvazaayı göstermeyeceği, şirket ortakları yönünden benzerlik bulunmadığı, mülkiyet karinesinin davacı 3.kişi yararına olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar, 29.1.2009 tarihinde borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı, takip talebinde yazılı ve borçlu Aydın ile aynı zamanda borçlu şirket ortağına ödeme emrinin tebliğ edildiği, borçluların mal bayanında belirttiği adreste borçlu şirket ortağının huzurunda haczedilmiştir. İİK.nun 8.maddesi uyarınca, aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz sırasında borçluya ait çok sayıda evrak ve emareler bulunduğu gibi, kapı girişinde borçlu amblemini taşıyan levha tespit edilmiştir. İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı şirket borcun doğumundan (07.10.2008) sonra 05.6.2009 tarihinde borçlu ile aynı konuda haciz yapılan adreste şube açarak ticari faaliyete başladığı gibi, bu adresteki ticari faaliyete başlama tarihi dava ve haciz tarihinden de sonra olup, aynı adreste 3.kişi şirketten önce de yine ortakları aynı kişilerden oluşan dava dışı Ünüvar Ltd.Şti. 26.12.2008 tarihinde faaliyete başlamış, bilahare yukarıda belirtilen tarihte de davacı 3.kişi şirket ticari faaliyete başlamıştır.
Öte yandan, davacı 3.kişi vekili dava konusu menkullerin daha önceden davacı müvekkili tarafından aynı borçlu aleyhine Ankara 23.İcra Müdürlüğünün 2008/4424 sayılı dosyasından yürütülen takipte 07.11.2008 tarihinde yapılan ihalede alacağa mahsuben satın alındığını, ihaleden sonra borçlunun adresi terk ettiğini, üretim izninin 26.1.2009 tarihli marka lisans sözleşmesi ile müvekkilince borçludan devralındığı ileri sürmüş ise de sözkonusu bu dosyada takip işlemleri çok kısa aralıklarla gerçekleşmesine karşın, yine davacı 3.kişi tarafından aynı borçlu aleyhine Ankara 23.İcra Müdürlüğünün 2008/10112 sayılı dosyasından 05.9.2008 tarihinde 130.000,00 TL.lık alacağın tahsili için başlatılan takipte dosya takipsiz
bırakılmıştır. Bu nedenle, borcun doğumuna yakın tarihlerde 3.kişi tarafından borçlu aleyhine başlatılan takiplerin, ihale ve satış işlemlerinin ve sonrasında borçlu ile 3.kişi arasında yapılan marka lisans sözleşmesinin alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işyeri devri niteliğinde olduğu ve alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır. Bir an için işyeri devrinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi, borçlu ile davacı arasındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan İİK’nun 44. ve BK’nun 179. maddelerinin uygulanması gerektiği de açıkça ortadadır. Anılan maddelerde öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Gerçekten borçlunun devri kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirerek ilan ettiği ve mal beyanı verdiğine ilişkin dosyada hiçbir kanıt yoktur. Bu durumda, devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi, devralan davacıda B.K’nun 179.maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğundan davacı üçüncü kişinin davasının reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazları kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 3.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.