YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3338
KARAR NO : 2011/8810
KARAR TARİHİ : 06.10.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Ankara 11. İcra Müdürlüğü’nün 2009/11106 Takip sayılı dosyasında yapılan 07.09.2009 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, borçlunun Digitürk bayii iken haciz adresindeki faaliyetine son verdiğini, üçüncü kişi şirketin yeni bayii olarak faaliyete başladığını, borçlu ile organik bağ içinde olmadığını ve iş yeri devri yapılmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin borçlunun ticaret sicil kaydında geçen adresinde yapıldığını ve bu sırada borçluya ait çok sayıda belgenin görüldüğünü, ayrıca telefon aboneliklerinin borçlu adına devam ettiğinin tespit edildiğini, alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı işlemler yapıldığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin, borçlunun ticaret sicil kaydında geçen adresinde yapıldığı, bu sırada borçluya ait çok sayıda belgenin ele geçtiği, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu ve ispat yükü altında olan üçüncü kişinin karinenin aksini kanıtlayamadığı, diğer yandan borçlu şirket yetkilisinin buradan ayrılarak üçüncü kişi şirketi kurduğu, iki şirket arasında organik bağ bulunduğu, öte yandan borçludan alınan eşyalar ve telefonlar nedeni ile iş yeri devri yapıldığının kabulü gerektiği“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nnu 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz, takip borçlusunun ticaret sicil kaydında geçen eski faaliyet adresinde yapılmış, hacizde borçluya ait klasörler halinde evrakın bulunduğu tespit edilip haciz tutanağına geçirilmiştir. İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi, borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olup, ispat yükü altında olan üçüncü kişi karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahiptir.
Davacı şirket dayandığı ticaret sicil kayıtlarına göre borç ve takip tarihlerinden çok önce kurulmuştur ve ortakları itibarı ile borçlu şirket ile organik bağ içinde değildir. Diğer yandan iş yeri devrinin yapılmadığını, dava konusu haciz adresinde Digitürk bayii olan borçlunun faaliyetinin sona ermesinden sonra yeni bayii olarak çalışmaya başladıklarını iddia etmektedir.
Mahkemece dava konusu haciz sırasında görülen belgelerin tamamının mahiyeti ve önceki müşterilerin devam eden bayilikleri nedeni ile elde bulundurulması zorunlu evraklar olup olmadığı araştırılmadan hüküm tesis edilmiştir.
Oysaki haciz mahallinde görülen belgelerin niteliği itibarı ile yeni bayii tarafından elde tutulmasının zorunlu olup olmadığının ve iş yeri devrinin ticari kayıtlara yansıyıp yansımadığının tespiti işin esasına etki edecek mahiyettedir.
Yapılması gereken iş ise öncelikle, bahsi geçen belgelerin uzman bilirkişi refakatinde mahallinde yapılacak keşif sırasında incelenmesi, davacı ve borçlunun ticari kayıtları üzerinde de araştırma yaptırılıp bu belgelerin yeni
bayii tarafından muhafazasının zorunlu olup olmadığının ve iş yeri devri ile ilgili somut bilgi ve belgelerin bulunup bulunmadığının saptanmasından ibarettir. Borçlunun haciz adresindeki faaliyetini fiilen sürdürüp sürdürmediği ya da iş yeri devri yapılıp yapılmadığı konuları da ancak bu incelemelerden sonra tartışılıp değerlendirilebilecektir.
Mahkemece tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 06.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.