Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/6326 E. 2011/10299 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6326
KARAR NO : 2011/10299
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, İzmir 13.İcra Müdürlüğü’nün 2005/2418 sayılı takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, Pendik 1. İcra Müdürlüğü’nün 2005/801 Talimat sayılı dosyasında yapılan 11.04.2005 günlü hacze konu klimaları borçlu şirkete sattıklarını, ancak borçlu hakkında başlattıkları ve hacizden önce kesinleşen icra takipleri nedeni ile alacaklı oldukları için satılan malları teslim etmediklerini ve TMK’nun 950. maddesi uyarınca hapis haklarını kullanarak depolarında tuttuklarını belirterek buna yönelik başvurularının reddi ile ilgili icra müdürlüğü işleminin iptaline, İİK’nun 99. maddesi uyarınca alacaklı tarafa dava açılması için süre verilmesine, mahcuzların rehin hakkı ile yükümlü olarak haczedilmiş sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın süresinde açılmadığını, borçlu hakkında yürüttükleri icra takibi sırasında davacının başka dosyadan haczettirdiği mahcuzlar üzerine iştirak haczi koydurduklarını, bu dosyada icranın geri bırakılması kararı verilip haczin düşmesi üzerine iştirak haczine karşı hapis hakkını ileri sürdüklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), davacı şirketle aralarında rehin sözleşmesinin olmadığını, rehinle teminat altına alınmış alacakları olsaydı ihtiyati haciz kararı almalarının mümkün olmadığını, mahcuzları satın aldıkları halde haksız olarak depolarında bulundurup teslim etmediklerini, zamanaşımına uğrayan icra takipleri nedeni ile yaptıkları hacizler düşünce hapis hakkını ileri sürdüklerini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davanın haczi öğrenme tarihine göre 7 günlük yasal hak düşürücü süre içinde açılmadığı” gerekçesi ile süre aşımından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay yüksek 21. Hukuk Dairesi’nin 19.03.2007 gün, 8078–4740 sayılı ilamı ile öğrenme tarihine göre davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasına yönelik karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozma kararı verilmiş, Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama sırasında işin esasına girilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve toplanan delillere göre: “mahcuzların davacı şirket tarafından borçluya satıldığı, ancak henüz teslim alınmadan birçok dosyada haczedildiği, bu dosyaya konu icra takibi sırasında da 11.04.2005 günlü iştirak haczinin konulduğu, davacının hacizden haberdar olmaması nedeni ile açılan davanın süresinde kabul edilmesi gerektiği, borçluya satılan mallar üzerinde davacının, kendi deposunda ve yedinde haczi nedeni ile hapis hakkının bulunduğu, bunun rehin hakkı niteliği taşıdığı“ gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilerek haczin, davacının 332.097,46.-TL rehin hakkının bulunduğu belirlenerek yapılmış sayılmasına ve satış bedelinin de buna göre ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı ve borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. Verilen ikinci hüküm, Dairemizin 15.07.2010 gün, 8159–6740 sayılı ilamı ile somut olayda üçüncü kişi lehine İİK’nun 23/2. maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediği, ancak sunulan 20.09.2003 günlü faturanın mahcuzlara uygunluğu yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı ve 2003 yılına ait irsaliyelerin bulunması da dikkate alınarak malların teslim edilip edilmediği, mülkiyetin borçluya geçip geçmediği konularının araştırılıp değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda: “dava konusu mahcuzlarla ilgisi olmayan icra takiplerine konu alacaklar üzerinden hapis hakkı bulunduğunun kabul edilemeyeceği, üçüncü kişinin İİK’nun 23/2. maddesinden yararlandırılmasının mümkün olmadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, uyulan bozmaya göre; davacı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 3.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.