Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/9171 E. 2011/10291 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9171
KARAR NO : 2011/10291
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalı tarafa ait aracın 160 promil alkollü sürücü yönetiminde iken karıştığı kazada 3.kişiye ait aracın hasarlandığını, zarar gören 3.kişiye toplam 6.619 TL hasar bedelinin ödendiğini, davalı aracının sürücüsünün olayda %100 asli kusurlu olduğunu ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini belirterek 6.302 TL’nin 8.6.2009, 317 TL’nin 12.5.2009 ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait aracın sürücüsünün alkollü olduğuna dair delil bulunmadığını kabul anlamına gelmemek üzere bir an için sürücünün alkollü olduğu tesbit edilse dahi kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğinin ispatlanması gerektiğini, hasar miktarını kabul etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 6.302 TL’nin 8.6.2009, 317 TL’nın 12.5.2009 ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Bir davada yargılamanın sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde hangi tarihte duruşmasının bulunduğunu, hakkında ki iddia ve isnatların, lehinde ve aleyhindeki delillerin nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. HUMK’nun 73.maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme, tarafları dinlemeden onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Temyize konu yargılamada, davalı şirket vekili 24.9.2009 tarihli mazeret dilekçesi ile aynı gün bir başka mahkemede karar aşamasındaki bir başka dosyanın duruşmasına katılacağından 8.7.2010 tarihli duruşmaya katılamayacağını bildirerek mesleki mazeretini bildirmiş; dilekçesine 5 TL PP ile mazeret olarak belirttiği diğer dava dosyasının 8.7.2010 tarihinde duruşması olduğuna dair son duruşma zaptından örnek eklediğini belirtmiştir. Diğer dosyanın son duruşma zaptı dilekçe ekinde yer almaktadır. Mahkeme, 8.7.2010 tarihli oturumda davalı vekilinin mazeretini kabul ederek, duruşma gününün dilekçesine ekli pul ile tebliğine karar vermiş, yeni duruşma gününü 30.9.2010 olarak belirlemiştir.
Davalı vekilinin hazır olmadığı 30.9.2010 tarihli oturumda bilirkişi kurulu tarafından hazırlanan rapor ibraz edilmiş; davacı vekili rapora diyeceği olmadığını beyan etmiş ve bu duruşmada davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili, diğer temyiz itirazları yanında mesleki mazereti kabul edildiği halde ekli pul ile 30.9.2010 tarihli duruşma gününün taraflarına bildirilmediğini, bu konuda tebliğ yapılmadığını, bu duruşmada ibraz edilen raporda tebliğ edilmediğinden bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını sunamadıklarını, savunma haklarının kısıtlandığını bildirerek hükmü temyiz etmiştir. Davalı şirket vekilinin mazeretli sayıldığı oturumda belirlenen 30.9.2010 tarihli duruşma gününün tebliğine dair bilgi ve belgelerin evrakına eklenmesi için dosyanın mahkemesine geri çevrilmesi, üzerine verilen cevapta; davalı vekilinin mazeret dilekçesinde 5 TL P.Pulu’nun ekli olduğu belirtilmiş ise de; dosya üzerinde ve kalemde yapılan inceleme sonunda dilekçeye ekli pul olmadığından davalı tarafa duruşma gününün tebliğ edilemediği bildirilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davalı şirket vekilinin 8.7.2010 tarihli duruşma günü için mesleki mazeretinin kabulüne karar verilmiş olmasına göre, dilekçe ekinde posta pulunun ekli olmadığının tesbiti halinde dahi masrafı resmi ödenekten karşılanmak suretiyle yeni duruşma gününün davalı tarafa usulen tebliği ile bu duruşmada ibraz edilen bilirkişi raporuna karşıda davalı vekiline beyan ve itirazda bulunma imkanının dolayısıyla savunma hakkının tanınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde duruşma günü bildirilmeden savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … İnş. Reklam tur. Taş. Ltd. Şti vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … İnş. Reklam Tur. Taş. Ltd. Şti.’ne geri verilmesine 3.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.