YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11578
KARAR NO : 2013/13763
KARAR TARİHİ : 30.12.2013
MAHKEMESİ : İCRA MAHKEMESİ
Sermaye şirketlerinde idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimselerin şirketin iflasını istememeleri suçundan sanık …’un beraatine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Bozma kararına uygun olarak aldırılan ve hükme dayanak yapılan 21.01.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda, maliyeye verdiği kurumlar vergisi beyannamesine göre 500,00 TL sermayesi olan şirketin öz varlığının 353.351,42 TL olarak belirlendiği, 324. maddeye göre sermayenin 2/3’ünü kaybetmediğinden İİK’nın 179. maddesine göre borca batık olmadığının anlaşıldığı belirtildikten sonra, şirketin stoklarında 966.212,05 TL mal mevcudu görüldüğü halde şirketin işyerinin kapalı kalmış olması ve şirketin bulunamaması nedeniyle bu stok malların da olmadığı sonucuna varıldığı, stok malların satıldığı ve kayıtlara girmediğinden şirketin öz varlığının 353.351,42 TL olarak görüldüğü, bu tutardan olmayan stok mallar tenzil edildiğinde şirketin öz varlığı 353.351,42 – 966.212,05 = eksi 612.860,63 TL olarak hesaplandığı, şirketin takibe itiraz etmemesi, borcunu ödememesi gibi hususlar nazara alındığında şirketin maliyeye vermiş olduğu kurumlar vergisi beyannamesindeki aktif ve pasif verilerin gerçek anlamda olmadığı sonucuna varılabileceği, çünkü yıllık 4.000.000,00 TL civarında cirosu olan bir şirketin işyerinin kapalı olması, vergi kaydının silinmesi gibi durumlar dikkate alındığında borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğu, bu belirlemeye göre de şirketin borca batık olduğunun anlaşıldığı değerlendirilmesinde bulunulduğu gözetilmeksizin, aynı bilirkişi raporuna atıf yapılarak şirketin borca batık olmadığı tespit edildiğinden iflasının istenilmesi koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle yetkilisinin beraatine karar verilmesi isabetsizdir. Ne var ki, anılan bilirkişi raporunun inceleme ve tespitler kısmında yukarıda belirtilen tespitler yapıldığı halde raporun sonuç kısmında ise “…borca batık olmadığı, ancak işyerinin kapalı olması ve şirketin bulunamaması nedeniyle stok malların satılmış olacağı nazara alındığında şirketin öz varlığını kaybettiği… ” sonucuna varıldığı belirtilmekle raporun kısmen çelişkili olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, öncelikle şikayet dilekçesinde ismi geçen sanık …’un şikayet tarihi itibariyle borçlu şirketin yetkilisi olup olmadığı kayıtlı olduğu ticaret sicili müdürlüğünden sorularak, yetkilisi olduğunun anlaşılması halinde bu kez söz konusu bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen kısmi çelişkiyi giderecek şekilde ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle kabulü ile isteme uygun olarak BOZULMASINA, 30.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.