Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/4572 E. 2011/8496 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4572
KARAR NO : 2011/8496
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı 3.kişi ve davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (alacaklı) vekili, müvekkilinin alacağından dolayı borçlu aleyhine Konya 4.İcra Müdürlüğünün 2008/4780 sayılı dosyasından yapılan takipte uygulanan 11.7.2009 tarihli haciz işleminde, haczedilen ürünün üzerinde bulunduğu tarlanın tapu kaydının davalı 3.kişi üzerinde olduğu ileri sürülerek 3.kişi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu, oysa; taşınmazın 3.kişi tarafından haciz tarihinden önce 18.9.2008 tarihinde dava dışı … isimli kişiye satıldığını, davalı 3.kişinin ibraz ettiği çiftçilik kayıtlarına ilişkin belgelerin de eski tapu kayıt sureti kullanılarak elde edildiğini, haciz tutanağı içeriğine göre de tarlanın borçlu tarafından kullanıldığının anlaşıldığını, bu nedenle 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu cevap vermemiştir.
Mahkemece; haczin İİK.nun 99.maddesi uyarınca yapıldığı, bu nedenle mülkiyet karinesinin istihkak iddia eden 3.kişi yararına olduğu, aksinin ispat yükünün davacı (alacaklı) tarafta bulunduğu ancak, davacı tarafça mülkiyet karinesinin aksinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş,
hüküm davacı (alacaklı) vekili ile tazminat ve vekalet ücreti yönünden de davalı (3.kişi) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı 3.kişi vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, davacı alacaklının İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açtığı 3.kişinin istihkak iddiasının reddi istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya içeriği ile uygun düşmemektedir.
Takip dayanağı borç 29.9.2005 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı alacaklı tarafından 08.1.2008 tarihinde kredi hesabının kat edilmesinden sonra 16.4.2008 tarihinde dava konusu takip başlatılmış ve 11.7.2009 tarihinde de haciz işlemi uygulanmıştır.Dava konusu ürünün üzerinde haczedildiği taşınmaz öncesinde borçlu … adına kayıtlı iken, borcun doğumundan sonra ve takipten önce 08.3.2007 tarihinde borçlu tarafından dava dışı Necattin adlı kişiye satılmış, bu kişi de satın aldığı taşınmazı kısa süre içinde 16.3.2007 tarihinde dava dışı Fatih isimli kişiye satmış, Fatih’te taşınmazı yine kısa bir süre sonra 09.4.2007 tarihinde davalı 3.kişi Mehmet’e satmış, davalı 3.kişi ise aynı taşınmazı haciz tarihinden önce 18.9.2008 tarihinde borçlu Süreyya’nın akrabası olan dava dışı Nuri Çuhadar isimli kişiye satmıştır. Borcun doğumundan sonra ve kısa aralıklarla yapılmış olan bu satış ve devirlerin muvazaaya dayalı ve alacaklıdan mal kaçırma amacına yönelik olduğu yönünde kuvvetli bir şüphe oluştuğu gibi, İİK.nun 8.maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, davaya konu haciz işleminin yapıldığı sırada hazır bulunan mahalli bilirkişiler (köy muhtarı … ve …) tarlanın takip borçlusu Süreyya tarafından ekilip dikildiğini belirtmişler, köy muhtarı olan tanık yargılama sırasında da aynı beyanlarda bulunduğu gibi, dava dışı takip borçluları olan Lütfi ve Amil’de aynı yönde beyanda bulunmuşlardır. Bununla birlikte, dosya içinde sureti mevcut olan ve
müştekisi alacaklı banka, şüphelileri borçlu ve 3.kişi olan Konya C.Başsavcılığının 2009/30779 Hz.sayılı soruşturma dosyasında da takip borçluları Amil ve Lütfi ile köy muhtarı Yüksel’in aynı yönde beyanda bulundukları, beyanları arasında tutarlılık bulunduğu görülmektedir.
Buna göre, mahcuzun borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu, İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, borcun doğumundan sonra yapılan satış ve devir işlemlerinin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlemler olduğu ve bu haliyle alacaklının haklarını etkilemeyeceği kabul edilmelidir.
Davalı 3.kişi tarafından ibraz edilen Çiftçilik Belgesi ve Çiftçi Kayıt Sistemine ilişkin kayıtların ibraz edilen tapu kayıt suretlerine göre oluşturulması mümkün olduğu gibi, dava açıldıktan sonra 3.kişi vekili savunmasında tapu kaydı itibariyle mülkiyet iddiasına dayanmasına karşın, bu savunmasından yaklaşık bir yıl sonra 24.11.2010 tarihinde, savunmasını değiştirerek satış sonrasında taşınmazın kullanımının adi nitelikli 17.9.2008 tarihli sözleşme ile müvekkiline bırakıldığını ileri sürmüştür. İbraz edilen kayıtlarla yasal mülkiyet karinesinin aksinin 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre, mahkemece davanın kabulü ile 3.kişinin istihkak iddiasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı 3.kişi vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 3.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.