Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/11842 E. 2013/15086 K. 05.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11842
KARAR NO : 2013/15086
KARAR TARİHİ : 05.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davalı … ve … vekilince istenmiş, davalı … vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 5.11.2013 Salı günü davalı … vekili Av. … ve davalı … vekili Av. … geldi. Davacı ve davalılar … ve … tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunanlar vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı …’un müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlu davalının kendisine ait 4 ada 76 sayılı parseli davalı …’ye, 10 ada 13 sayılı parselin 59/70 payını davalı …’ye onunda diğer davalı …’a satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalı … aleyhine açılan davanın feragat nedeniyle REDDİNE, diğer davalılara ilişkin davanın ivazlar arasında fahiş fark bulunması ve satışın mal kaçırma amacı ile yapılması nedeniyle haklarındaki davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının butlanına hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Yine aynı yasanın 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Davalı borçlu ile işlemde bulunmayan ve 4. kişi konumundaki davalılar yönünden iptal kararı verilebilmesi için ivazlar arasında fahiş fark bulunması yeterli olmayıp, kötü niyetli olduklarının kanıtlanması ve ayrıca işlemde bulunduğu 3. kişiler yönünden de iptal koşullarının oluşması gerekir. Somut olayda mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması ve tasarrufun alacaklılardan mal kaçırma amacı ile yapılması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dava ve temyize konu 10 ada 13 sayılı parselin 113280/134400 payı 03.04.2008 tarihinde üzerindeki 200.000.00 TL ipotek bedeli ile birlikte 22.500.00 TL bedelle borçlu davalı … tarafından 3. kişi …’ye satılmış, onun tarafından da aynı ipotekle birlikte 4. kişi …’a satılmıştır. Taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 372.408.00 TL olduğu belirlenmiştir. Böylece tapuda gösterilen satış bedeline ipotek bedeli eklendiğinde ivazlar arasında bir mislini aşan fahiş fark olmadığı anlaşılmış olup 3. kişinin borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu da kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ :Yukarda açıklanan nedenlerle davalı … vekili ile … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 990.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar … ve …’ye verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar … ve … yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … ve …’a geri verilmesine 5.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.