Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/11543 E. 2013/13791 K. 21.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11543
KARAR NO : 2013/13791
KARAR TARİHİ : 21.10.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasarlandığını, davalının sigorta tazminatını ödemediğini ileri sürerek, 8.700,00 TL. nın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, belirtilen kaza ile hasarların uyumsuz olduğunu, doğru ihbar yapılmadığını, hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, dava konusu kaza ile araç hasarları uyumsuz olup, hasar teminat dışında kaldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, kaza ile hasarların uyuşup uyuşmadığı, doğru ihbar yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, 03.5.2012 tarihli bilirkişi raporundaki belirtilen kaza ile hasarın uyumsuz olduğu şeklindeki görüş benimsenerek davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı vekilinin bu rapora itirazı üzerine olay yerinde yapılan keşif sonucu alınan 30.11.2012 tarihli 2.bilirkişi raporunda ilk alınan raporun tam aksi yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkemece ikinci defa bilirkişi raporu alınmasına karar verildiğine göre, ilk raporun mahkemece de yetersiz bulunduğu ve itibar edilmediği açıktır. Raporlar arasında meydana gelen çelişki giderilmiş değildir.
O halde, tarafların iddia ve savunmaları ile kaza tutanağı, hasar beyan dilekçeleri, araçların fotoğrafları, davacıya sigortalı araca ve dava dışı araca ait ekspertiz raporlarını içeren tüm hasar dosyaları göz önünde bulundurularak, araçların çarpma noktaları, hasar durumları vs. gibi hususlar birlikte incelenip değerlendirilmek üzere, dosyanın İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kuruluşlardan seçilecek uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile kazanın ve hasarın iddia edilen yer ve şekilde meydana gelip gelemeyeceği noktasında ve meydana gelen çelişkileri giderecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık yeni bir rapor alındıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.