Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/12529 E. 2013/15507 K. 12.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12529
KARAR NO : 2013/15507
KARAR TARİHİ : 12.11.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 12.11.2013 Salı günü davacı vekili Av. .. ile davalı … vekili Av. Mahmut Bektaş geldiler. Diğer davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-

Davacı Banka vekili, davalı borçlu Ramazan aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında önemli fark bulunduğu, davalı 3. kişinin, davalı …’ın borçlu olduğunu bilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK. m. 281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K. 25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davalı …’e yapılan tasarrufun, bedel farkından ve 3. kişi Memet’in borçlunun durumunu bilebilecek kişilerden olduğu düşüncesi ile iptaline karar verilmiş olmakla birlikte yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davalı borçlu ile davalı …’in aynı şirkette ortaklıkları olmadığı gibi sunulan kayıtlara göre aynı borçtan sorumlu olduklarına ilişkin bir durum da yoktur. Mahkemenin bu gerekçesi delil durumuna uygun düşmemektedir. Bunun yanında iptali istenen taşınmaz yönünden bedel farkının oluştuğu da söylenemez. Zira taşınmaz satışı için çekildiği anlaşılan kredi miktarının da satış bedeline eklenmesi halinde dahi bedeller arasında mislini aşan fark oluşmamaktadır. Hal böyle olunca davalı …’in ortağı olduğu şirket ile davalı …’ın borcuna kefil olduğu şirket arasında bir ticari ilişki bulunup bulunmadığı üzerinde durularak bundan hareketle davalı …’in, borçlu Ramazan’ın alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olup olmadığı belirlenerek (İİK. 280/I) hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetli değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’ye verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ye geri verilmesine 12.11.2013 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.