YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5197
KARAR NO : 2011/7588
KARAR TARİHİ : 18.11.2011
MAHKEMESİ : … İCRA MAHKEMESİ
Mal beyanında bulunmamak, gerçeğe aykırı beyanda bulunmak ve alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticari işletmenin borçlarını ödememek suçlarından sanık …’nın her bir suçtan ayrı ayrı beraatine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının iade-onama-onama istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1-Mal beyanında bulunmamak suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi neticesinde;
14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değişik İİK.nun 353. maddesinin birinci fıkrası uyarınca müeyyidesi disiplin ve tazyik hapsi olarak belirlenen eylemlerden dolayı yapılacak yargılama sonucu verilecek tüm kararlara karşı kararların niteliğine bakılmaksızın tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde itiraz edilebileceğinin açıkça hükme bağlandığı gözetilmeden, bu suç açısından temyiz yoluna başvurulması isabetsiz olup, temyiz isteminin reddine, İİK’nun 353/1 vd. maddeleri gereğince itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalli mahkemesine İADESİNE;
2-İİK’nun 333/a maddesi hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi sonunda;
Sanığın üzerine atılı bulunan İİK’nun 333/a maddesinde yazılı suçun oluşumu için takibin kesinleştiği tarih itibariyle ticari işletmenin borcu ödeme gücünün bulunması, buna rağmen şirketi hukuken ya da fiilen yönetim yetkisine sahip olan şirket yetkilisi sanığın alacaklıyı zarara uğratmak kastiyle şirket borcunu kısmen veya tamamen ödememesi gerekmekte olup, şikayete dayanak yapılan Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2010/6736 Esas sayılı takip dosyası içerisinde bulunan ve Kavaklıdere Vergi Dairesi Müdürülüğünce gönderilen ve borçlu şirkete ait son beş yıla ait yıllık gelir vergisi matrahının ve tahakkuk bilgilerine ilişkin belgede 2009 yılında matrahın ve tahakkuk eden miktarın (0,00) olarak gösterilmesi ve şikayetin de 03.09.2010 tarihli olması dikkate alındığında borçlu şirketin borcu ödeme gücü bulunmadığının kabulünün gerekmesi nedeniyle müşteki vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün istem gibi ONANMASINA,
3- İİK’nun 338. maddesi gereğince kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi sonunda;
İİK’nun 74. maddesinde “Mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek 3. şahıslar yedinde bulunan mal ve alacaklı ve haklarında borcuna yetecek miktarın nev’ine ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcu ne suretle ödeyebileceğini…” bildirmesi şeklinde düzenlenmiş olup, 21.04.2010 havale tarihli mal beyanı dilekçesinde, borçlunun yaşantısını ne şekilde sürdürdüğünü ve borcu ne suretle ödeyebileceğini belirtmemesi nedeniyle mal bildirimi geçersiz olduğundan, buna bağlı olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçu da oluşmadığından, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün istem gibi ONANMASINA, 18.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.