YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8492
KARAR NO : 2013/12445
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar … vekili, … vekili ile … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili murisleri Bekir Kızıldere adına kayıtlı taşınmazların davalı … tarafından hileli yollarla satın alındığını, kendileri tarafından açılan dava sonucunda taşınmazların payları oranında tesciline karar verildiğini, ancak … ve eşi …’ın diğer davalılara danışıklı bir şekilde borçlanarak aleyhlerine icra takibi yapıldığını öne sürerek muvazaalı icra takibinin iptalini ve taşınmazlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar … vekili, … vekili ile … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın İİK.nın 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olduğu kabul edilerek dava ve tasarrufa konu icra takibinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Tasarrufun iptali davasında amaç İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Bu davanın ön koşulu ise, davacı tarafın borçlu davalıdan gerçek bir alacağının bulunması, bu alacağı nedeniyle icra takibi yapması, takip kesinleştiğinde borçludan alacağın tahsil edilememesi sonucu borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde mal varlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Ayrıca bir davada taraflarca öne sürülen maddi olayların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak 1086 sayılı HUMK’nun 76 ve 6100 sayılı HMK.nın 33. maddesi gereğince hakimin doğrudan görevidir.
Somut olayda davacı vekili davalı …’ın murisleri …ye ait taşınmazları hileli yollardan satın alındığını, kendileri tarafından Bursa 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal ve tescil davası açıldığını ve mahkemenin 2004/254 – 2007/451 sayılı kararı ile tapunun iptaline kendi adlarına tescile karar verildiğini ancak davalı … ile eşi olan diğer davalı …’ın davalılar … ve …’e muvazaalı olarak borçlanıp davaya konu ettikleri taşınmazlar üzerine haciz konulduğunu belirterek icra takibinin iptali ile taşınmazlar
üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasını talep etmişlerdir. Davacıların amacı kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri taşınmazlar üzerine muvazaalı icra takibi sonucu konulan hacizlerin kaldırılmasını sağlamaktır. Bu nokta da olaylara uygulanacak kanun hükmünü bulmak , vakıaların hukuki sebebini tayin etmek kanunları kendiliğinden uygulamakla görevli olan hakimin işidir. Bu nedenle somut olayda uygulanacak kanun hükmünü davacılar tarafından yapılan bir icra takibi bulunmaması nedeniyle daha özel nitelikteki İİK.nın 277 ve devamı maddelerinde değil, maddi olguya uygun BK. 19. maddesinde aramak gerekmektedir. Bu durumda mahkemece HMK.nın 114/h maddesi uyarınca davacıların dava açmakta hukuki yararının olup olmadığının belirlenmesi açısından Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/679 esas sayılı dava dosyasının sonucunun beklenilmesi, BK.nın 19. maddesi çerçevesinde tarafların tüm delillerinin toplanması ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davalılar … vekili, … vekili ile … ve …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar …, …, … ve …’a geri verilmesine 19.9.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.