YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9825
KARAR NO : 2013/13208
KARAR TARİHİ : 02.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili tarafından trafik sigortalı olup davalıya ait aracın, dava dışı …’in sevk ve idaresindeyken 08.05.2010 tarihinde karıştığı çok araçlı trafik kazası nedeniyle zarar görenlere toplam 12.975,00 TL hasar bedeli ödendiğini, ancak sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu ve alkollü olduğunu ileri sürerek 12.975,00 TL’nin 24/06/2010 ödeme tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kazanın alkol etkisiyle olmadığını, kusur oranını da kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, trafik sigortalı aracın sürücüsünün tam kusurlu olup, kazanın münhasıran alkol etkisiyle meydana geldiği gerekçesiyle 12.975,00 TL’nin 25/06/2010 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik sigortası tarafından zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın sigortalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. Maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Somut olayda, mahkemece, bir nöroloji uzmanı, bir makine mühendisi ve bir trafik bilirkişisinden alınan 19/07/2012 tarihli bilirkişi raporunda karşı araç sürücüsünün kazada 2/8, davalı sigortalıya ait araç sürücüsü …’in 6/8 oranında kusurlu olduğu ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği belirtilmiş, davacının itirazı üzerine nöroloji uzmanı, İTÜ Trafik Kürsüsünden makine mühendisi ve trafik bilirkişisinden alınan 05/12/2012 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı sigortalının aracının sürücüsü …in tam kusurlu olduğu ve kazanın münhasıran alkollü olmasından meydana geldiği bildirilmiştir. Mahkemece, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve HUMK’nun 275. (HMK’nun 266. maddesi) ve devamı maddelerine göre, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hasar bedelinin hesaplanması yönünden uzman bilirkişinin görüşüne başvurulmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu halde, mahkemece, aralarında nöroloji uzmanı, Karayolları Trafik Fen Heyetinden seçilecek makine mühendisi ve trafik uzmanının yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden kusur oranlarının, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurlarında kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının tespiti ve hasar bedelinin tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve çelişkileri giderecek bir rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 02.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.