YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12241
KARAR NO : 2013/13942
KARAR TARİHİ : 21.10.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların karışmış oldukları trafik kazası sonucunda müvekkil kuruma ait kabloların hasar gördüğünü belirterek, 386,70 USD ve 881,55 EURO karşılığı olan 2.939,15 TL hasar bedelinin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece,davanın kabulü ile 2.939,15 TL nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük olmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi (tam dayanışmalı sorumluluk) ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi (eksik dayanışmalı sorumluluk) uyarınca ve aynı yasanın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü sorumlulardan biri aleyhine açacağı tek bir dava ile isteyebileceği gibi sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de isteyebilir. Anılan yasanın 141. maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanmak için, zarara uğrayanın, daha geniş bir deyimle alacaklının talebi gereklidir. Somut olayda zarara uğrayan hak sahipleri (alacaklılar) bu haklarını açık olarak kullanmamışlar, yani müştereken ve müteselsilen tahsil isteğinde bulunmamışlar, aksine talep edilen tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Bu durumda, hüküm altına alınan tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalıların davacıya karşı müştereken sorumlu tutulmaları ve yasaya aykırı olup bozma nedeni ise de, bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, hükmün, 6100 sayılı HMK.nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 1, 2, 3 ve 4. bendindeki “müteselsilen” kelimesinin hükümden çıkartılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ye geri verilmesine 21.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.