Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/9363 E. 2013/11677 K. 09.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9363
KARAR NO : 2013/11677
KARAR TARİHİ : 09.09.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili müvekkiline trafik sigortalı davalının maliki olduğu aracın tam kusurlu olarak dava dışı araca çarpması sonucu gerçekleşen trafik kazası nedeniyle hasarlanan araçların hak sahiplerine hasar tutarlarının ödendiğini belirtip, sigortalı araç sürücüsü davalı …’ın kaza sırasında alkollü olması nedeniyle, hasarlanan araçlar için ödenen 5.268,64 TL’nin 21.6.2010 tarihinden itibaren, 1.407,00 TL’sinin ise 22.4.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili kusura itiraz edip, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşmediğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere, Yargıtay bozma ilamına ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile 5.268,64 TL’nin 21.06.2010 tarihinden, 1.407,00 TL’nin ise 22.04.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava zorunlu mali mesuliyet sigortası sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ile 16.09.2011 günlü bilirkişi tutanağında davalı …’ın tam kusurlu olduğu, diğer sürücülerin kusursuz bulunduğu tespit edilmişken, 28.02.2013 günlü bilirkişi kurulu raporunda davalı araç sürücüsü …’ın kazaya karışan diğer araçlarla ilgili olarak her araç için farklı kusur oranı ile kusurlu olduğu saptanmıştır. Kaza tespit tutanağı ve 16.09.2011 günlü bilirkişi raporu ile hükme esas alınan bilirkişi raporu çelişkili olup, mahkemece bu çelişki giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü
dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda dava konusu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı ile 16.09.2011 günlü makine mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda davalı …’ın tam kusurlu, diğer sürücülerin kusursuz olduğu tespit edilmişken, 28.02.2013 günlü bilirkişi kurulu raporunda davalı araç sürücüsü …’ın kazaya karışan … idaresindeki araca çarpmasından dolayı tam kusurlu, kazaya karışan … ile … idaresindeki hasarlardan dolayı 6/8 kusur oranı ile kusurlu olduğu saptanmıştır. Kaza tespit tutanağı ve 16.09.2011 günlü bilirkişi raporu ile ile hükme esas alınan 28.02.2013 günlü bilirkişi raporu çelişkilidir. Mahkemece kusura ilişkin raporlar arasındaki bu çelişki giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece kusur oranları arasında çelişkinin giderilmesi ve kazanın münhasıran alkol etkisi ile gerçekleşip gerçekleşmediği konularında İstanbul Teknik
Üniversitesi Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi ile nöroloji uzmanı doktor bilirkişinin bulunduğu kuruldan dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve önceki bilirkişi raporları da incelenerek kusur konusunda çelişkileri giderici, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin, alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanması yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve çelişkileri giderecek şekilde rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 09.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.