Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/11270 E. 2013/13313 K. 03.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11270
KARAR NO : 2013/13313
KARAR TARİHİ : 03.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların sürücüsü, kayıt maliki ve işleteni oldukları servis otobüsünün, 05.10.2003 tarihinde neden olduğu trafik kazası sonucunda müvekkillerinin destekleri olan … ve …’nun yaşamını yitirdiklerini belirterek, her bir davacı için 40.000,00 er TL manevi ve 20.000,00 er TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuştur. Davacılar vekili tarafından 02.02.2010 tarihli ıslah dilekçesi verilmiş ve maddi tazminat istemi, yargılama sırasında düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda artırılmıştır.
Davalılar vekilleri ise, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece verilen ilk kararda; maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, davacı … için eşinin ölümü nedeniyle 74.528,07 TL, kızının ölümü nedeniyle 16.958,05 TL olmak üzere toplam 91.486,12 TL destekten yoksun kalma tazminatına ve 10.000,00 TL manevi tazminata, diğer davacı … için, babasının ölümü nedeniyle 20.056,30 TL destekten yoksun kalma tazminatına ve 8.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir. Bu karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin 25.10.2011 tarihli kararı ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Yerel mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile davacı … için eşinin ölümü nedeniyle 71.316,71 TL, kızının ölümü nedeniyle 16.958,05 TL olmak üzere toplam 88.274,76 TL destekten yoksun kalma tazminatına ve 10.000,00 TL manevi tazminata, diğer davacı … için babasının ölümü nedeniyle 19.331,38 TL destekten yoksun kalma tazminatına ve toplam 8.000,00 TL manevi tazminata karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalılar vekilinin yerinde olmayan ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen ilk kararın davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından davalıların öteki temyiz itirazları reddedilmiş ve “dava dışı sigorta şirketi tarafından davacılara yapılan tazminat ödemesinin, ödeme günü ile dava konusu tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizinin de hesaplanarak, ödeme tutarı ile birlikte hesaplanan tazminattan indirilmesi gerektiği” gerekçesi ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulmasına karar verilmiş ve bozma kararı doğrultusunda hesaplama yapılması için yeniden bilirkişi raporu alınmıştır. Ancak; dosyadaki belgelerden, dava dışı sigorta şirketi tarafından davacılara destek …’nun vefatı nedeniyle 28.12.2006 tarihinde toplam 3.395,41 TL, destek …’in vefatı nedeniyle de 09.02.2007 tarihinde toplam 15.834,93 TL tazminat ödendiği anlaşılmakta ise de, dosyada sigorta şirketi tarafından hangi davacıya ne miktarda ödeme yapıldığı belli değildir. Mahkemece, bozmadan sonra hükme esas alınan ve mali müşavir tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; sigorta şirketi tarafından, davacılara destekleri … ve …’in vefatı nedeniyle yapılan ödemelerin toplamı üzerinden, bozma kararı doğrultusunda ödeme günü ile dava konusu tazminatının hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizi belirlenirken, mahkemece hükme esas alınan hesaplamanın tarihi 26.12.2009 olmasına rağmen, hükme esas alınmayan ilk rapor tarihi olan 13.05.2009 tarihine kadar hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi raporunda, hesaplama yapılırken, hem yanlış tarihin esas alınmış olması ve hem de her bir davacıya ödenen miktar belirlenmeden toplam ödeme miktarı üzerinden faiz hesaplanmış olması hesaplama yöntem ve ilkelerine aykırıdır. Bilirkişi raporu, yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm kurmaya elverişli nitelikte görülmemiştir. Mahkemece, sigorta şirketi tarafından davacılara yapılan tazminat ödemesi ile birlikte, bilirkişi raporunda hatalı olarak hesaplanan işlemiş yasal faiz miktarı davacılar için daha önce belirlenen tazminatlardan resen indirilerek hüküm kurulmuştur. Ancak; mahkemece, davacılar için belirlenen tazminatlardan ne şekilde ve hangi oranlarda indirim yapıldığı, hükmedilen miktarlara nasıl ulaşıldığı açık ve belli değildir. Gerekçeli kararda da hesaplama yöntemi ve indirim oranları konusunda herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.
Mahkemece, bozma kararına uyulmuş; ancak, bozma kararının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. O halde, mahkemece, öncelikle sigorta şirketinden, hangi davacıya ne miktarda tazminat ödendiği sorulmalı, bunun belirlenmesi halinde ise, ödenen toplam tazminat miktarından, davacıların veraset ilamındaki miras hisselerine göre orantı kurularak hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiğinin hesaplanması, her bir davacıya düşen payın belirlenmesi ve sonrasında her bir davacı için belirlenen miktarlar ile birlikte bu miktarların ödeme tarihinden hesaplamanın yapıldığı tarihe kadar işlemiş yasal faizlerinin de hesaplanarak indirilmesi için aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınması ve taraflar yönünden usulü kazanılmış haklar da nazara alınarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 3.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.