YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7301
KARAR NO : 2010/6148
KARAR TARİHİ : 19.10.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 298 parsel sayılı 9300 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı miktar fazlası olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacılar …, … ve … , … intikal ve tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında … mirasçıları … ve …, … intikal, tapu kaydı ve mahkeme ilamlarına dayanarak taşınmazın 1/4 payının adlarına tescili istemi ile davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda müdahil … mirasçılarının müdahale taleplerinin reddine, davacıların davalarının reddi ile çekişme konusu 298 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ve … mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı …’ın dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, katılan davacılar … ve …’nin ise delil olarak 361 sayılı komisyon kararına dayandıkları; ancak, taşınmaz ile ilgili 360 sayılı komisyon kararı verildiği gerekçe gösterilerek davacıların davalarının, müdahil davacıların müdahale taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5.maddesi hükmü uyarınca yapılmadığı, aynı Yasa’nın 30.maddesi hükmünün uygulama olanağı bulunmadığı dikkate alınmadan ve dosya keşfe hazır hale getirilmeden keşif günü tayin edilerek ve keşif gideri suçüstü ödeneğinden karşılanarak tarafların gıyabında keşif yapılması ve tarafların savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulması, davaya müdahil davacı olarak katılan … mirasçılarının bildirdikleri delilleri toplanmadan ve toplanan deliller değerlendirilemeden müdahale taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsizdir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı …’ ın dayandığı T. Sani 303 D. tarih 72 sayılı tapu kaydı, oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğünden ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli; ayrıca, katılan davacılar … ve paydaşının tüm delilleri sorulup saptandıktan sonra dayandıkları tüm kayıt ve belgeler de getirtilmeli, davacılar ve müdahil davacıların aynı kayda dayanarak açtıkları ve derdest bulunan dava dosyalarının birleştirilip birleştirilemeyeceği yönü üzerinde durulmalı, dosya keşfe hazır hale geldiğinde keşfe karar verilirken 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesi
dikkate alınmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu ve vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları belgelerle denetlenmeli, dava konusu taşınmazın dayanılan kayıtların kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanılmalı, taşınmazın dayanılan tapu kayıtları kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi gereğince tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılarak değerlendirilmeli, taşınmazın dayanılan kayıtların kapsamında kalmaması durumunda ise, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi yöntemince belirlenmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı ya da müdahil taraf yararına oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı … ile katılan davacı … mirasçıları … ve …’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.