YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5733
KARAR NO : 2010/6009
KARAR TARİHİ : 15.10.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 125 ada 4 parsel sayılı 5495,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kendi adına tespit edilen 125 ada 3 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiği, eksikliğin 125 ada 4 parsel içerisinde kaldığı iddiasına dayanarak, 125 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 2281,00 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 125 ada 3 parsele eklenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 125 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisi tarafından düzenlenen ek raporda (B) ve (C) harfleri ile gösterilen 594,07 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı … adına, geriye kalan bölümünün tespit gibi tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın fen bilirkişisi tarafından düzenlenen ek raporda (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümleri üzerinde davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece taşınmaz bölümleri üzerinde zilyetliğin süresi, sürdürülüş biçimi yöntemince araştırılmamış ve taşınmazın niteliği belirlenmemiştir. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için, çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile dinlenmeyen tespit bilirkişileri ve ziraat mühendisi huzuruyla yeniden keşif yapılarak, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, alınacak beyanlara göre tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde, tesbit bilirkişileri arazi başında tanık sıfatıyla ve gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, ziraat mühendisinden
çekişmeli taşınmazın niteliği ile ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/son maddesi uyarınca aynı çalışma alanı içerisinde belgesiz olarak davacı ve bayileri adına başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 15.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.