YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14096
KARAR NO : 2013/14942
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasara uğradığını, davalının ihbara rağmen sigorta tazminatını ödemediğini ve hasarın mahkemece tespit edildiğini ileri sürerek, 16.836,02 TL. nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı sigortacının davacının kullanacağı araç için sözleşme yaptığı, ancak aracın başkası tarafından kullanıldığı sırada kazanın meydana gelmesi nedeniyle talebin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğu ve dava dışı … Bankası A.Ş. Kazasker Şubesinin dain ve mürtehin olarak poliçede gösterildiği anlaşılmaktadır.
TTK.nın 1269. maddesi uyarınca (6102 Sayılı TTK.md.1453) malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi (6102 Sayılı TTK.md.1406-1454) hükmü gereğince bir
başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, dava dışı bankadan, davanın açılmasına ve tazminatın davacıya verilmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmalı, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
2-) Kabule göre;
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların, bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre de, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. TTK.nun mal sigortasına ilişkin 1278.maddesine göre (6102 Sayılı TTK’nun 1429 ve 1453.maddeleri) mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarların tazminiyle yükümlüdür. Fakat hiçbir halde sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından doğan hasarları tazmine mecbur olmaz.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.madde-
sinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
Somut olayda, davalıya kasko sigortalı aracın poliçe dönemi içinde sürücü … idaresinde iken dava dışı araçla çarpışma sonucu meydana gelen trafik kazasında hasarlandığı sabit olup, uyuşmazlık hasarın teminat dışında kalıp kalmadığı noktasında toplanmaktadır.
O halde, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, olayda Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.5. Maddesinde öngörüldüğü şekilde ve ilgili mevzuat çerçevesinde yasaya uygun bir menfaat sahibi değişiklikliğinin söz konusu olmadığı, dava konusu hasarın sigorta teminatı kapsamında kaldığı, buna göre, HUMK.nun 275 (HMK.md.266) ve devamı maddelerine göre çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda ihtisas sahibi kimselerin dinlenmesi ve rapor alınması gerektiğinden, mahkemece, dosyanın seçilecek hasar uzmanı bilirkişiye tevdii edilerek, poliçe kapsamındaki gerçek hasar miktarının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık bir rapor alınması, ondan sonra (araçtaki değer kaybına ilişkin zararın kasko sigortası teminat kapsamında bulunmadığı da gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 4.11.2013 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta, davacının sigorta ettireni, davalı Zürich Sigorta AŞ’nin de kasko sigortacısı olduğu aracın hasara uğraması nedeniyle davacı zararının tazmini istemi ile davalı aleyhinde dava açılmış,
Davalı davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece davanın reddine karar verilmiş,
Kararın yasal sürede davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda “1-Araç üzerinde dava dışı … Bankası … Şubesinin rehin hakkının bulunması nedeniyle adı geçen bankanın davaya muvafakatının araştırılması, davaya kayıtsız şartsız muvafakat edilmediği takdirde davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi, 2-…..” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun 1 nolu bozma gerekçesine katılamıyorum.
4721 Sayılı TMK’nın Taşınır Rehni Başlıklı 940/2 maddesi “Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde zilyetlik devredilmeden de taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabileceği, rehin kurulmasına ilişkin diğer hususların tüzükle belirleneceği”,
Yine aynı Yasanın taşınmaz rehni bölümünde yer alan Sigorta Tazminatı Üzerindeki Hak Başlıklı 879.maddesi “Muaccel olan sigorta tazminatının malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızası ile ödenebileceği..”,
Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK 1269 maddesi “Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malikin, malikin adi veya rehin alacaklısının, malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acente, kiracı, komisyoncu ve diğer kimselerin malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların kanuni temsilcilerinin bu menfaati sigorta ettirebilecekleri”,
Mülga TTK 1270 maddesie “Bir kimsenin diğer bir kimsenin nam ve hesabına dahi sigorta akdedebileceği, şu kadar ki o kimsenin nam ve hesabına hareket ettiği kimseyi temsile selahiyetli değilse sigorta priminden dolayı bizzat mesul olacağı..”,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 1456 maddeside “1-Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki malike ait menfeat sigortalandığı takdirde kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkının sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceği, 2-Sigortacıya mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça sigortacının sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemeyeceği, ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek bulunmadığı..” hükmünü taşımaktadır.
Gerek Yüksek 11.Hukuk Dairesi’nin ve gerekse Dairemizin kararlarında rehin alacaklısının davaya muvafakat etmemesi veya rehin alacağının ödenmemesi hali dava ön şartı olarak değerlendirilerek bu halde davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerektiği kabul edilmekte ise de tarafımızdan bu görüşe itibar edilmemektedir.
Zira 4721 Sayılı TMK 940/2 maddesine dayanılarak tesis edilen ve sicile kaydedilen menkul rehninde kıyasen uygulanması gereken TMK 879.maddesi ve temyiz incelemesi sırasında yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK 1456/1,2 maddesinde de açıkça öngörüldüğü üzere rehin alacaklısının muvafakatının bulunmaması sadece sigorta tazminatının sigorta ettirene ödenmesine engel teşkil etmektedir. Sigorta ilişkisinin tarafı bulunan, sigortalı aracı hasarlanan davacının Kasko Poliçesi Genel Şartları kapsımında aracındaki hasar bedelini talep etmesinde, sadece ödemeye ilişkin anılan yasa hükümlerinin dava önşartı olarak değerlendirilmesi, davacınında, rehin alacaklısının da hakkına kavuşmasını engelleyici davalı … şirketini haksız zenginleştirici bir sonuç doğurduğu gibi anılan yasa hükümlerine de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Bu durumda, dava dışı … Bankası … Şubesi’nin rehin alacağı nedeniyle davalı … şirketinin sigorta bedelini davacı sigortalıya ödemesi sırasında öncelikle rehin alacağını ödemesi varsa artan kısmın ise sigortalıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeye ve TMK 879 ve 6102 Sayılı TTK 1456/1,2 maddesi hükümlerine göre sayın çoğunluğun 1 nolu bozma gerekçesine karşıyım.