YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14275
KARAR NO : 2013/14485
KARAR TARİHİ : 28.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalının işleteni olduğu aracın çarptığını, sigortalı araçta meydana gelen 11.562,33 TL hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, kazanın meydana gelmesinde davalıya ait araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu belirterek TTK’nun 1301. maddesi gereğince 11.562,33 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait aracın park halinde iken çalındığını, aracı çalan kişilerin kaza yaptıklarını ve olay yerinden kaçtıklarını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalının işleteni olduğu aracın çalındığı, çalan şahıslar tarafından kazanın yapıldığı, bu nedenle dava konusu kaza yönünden davalının işleten sıfatının bulunmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6762 sayılı TTK.’nun 1301. maddesinden (6102 sayılı TTK’nun 1472. maddesi) kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 3.maddesinde “işleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rahin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır” denilmek suretiyle işletenin tanımı yapılmış aynı kanunun 85. maddesinde ise işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu düzenlenmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline ait kazaya karışan aracın olay tarihinden önceki akşam müvekkili tarafından evin önüne park edildiğini, aracın sabah erken saatlerde çalındığını, olayın ilgili mercilere müracaat edilip bildirildiğini, bu nedenle işleten sıfatı ve sorumluluğunun bulunmadığını iddia etmiştir.
Mahkemece, aracın çalındığı iddia edilen yerde keşif yapılmış, aracın çalınmasında davalının kusurlu olmadığına ilişkin bilirkişi raporu benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, dosyanın incelenmesinde, olayın emniyete bildirilmesine ilişkin telefon görüşmeleri ile dava konusu kaza sonrası alınan beyanlar arasında çelişkiler olduğu, telefon görüşmesinde ihbar edenin çalınan aracı takip ettiklerinin bildirdiği, oysa daha sonra alınan ifadesinde buna değinmeden aracın çalındığının kendilerine komşuları tarafından telefonla haber verildiğini, kendilerinin ise olayı telefonla emniyete bildirdiklerini beyan ettiği, davalı ile aynı evde birlikte yaşadığı kardeşi …’ın beyanları arasında çelişkiler olduğu görülmüştür. Aracın çalındığı ihbarında, aracın kendileri tarafından takip edildiği belirtilmiş olup ihbarın yapıldığı saat ile kazanın oluş yeri ve saatinin uyumlu olup olmadığı araştırılmamıştır. Kaza sonrası, davalıya ait araç sürücüsü olay yerini terk ettiğinden tespit edilememiştir. Davalı, aracın anahtarının ve ruhsatının kendisinde olduğunu beyan etmiştir. Ayrıca, aracın kapı kilit yuvalarında zorlama olmadığı, direksiyon muhafazasının kırık ve kablolarının dışarıda olduğu tespit edilmiş olup bu durum mahkemece, aracın düz kontak yapılarak çalındığı kabulüne gerekçe olarak gösterilmiştir.
O halde mahkemece, kaza tespit tutanağını tanzim eden trafik polislerinin tanık olarak dinlenerek, aracın direksiyonundaki muhafaza kırığı ve kabloların dışarı çıkarılmış halinin kazanın hemen akabinde mevcut olup olmadığının tespit edilmesi, olayın ihbarına ilişkin telefon görüşmeleri ile kaza yeri ve saatinin uyumlu olmadığının değerlendirilmesi, olayın ihbarına ilişkin telefon görüşmesi ile davalı ve kardeşi Hakan’ın beyanları arasındaki çelişkilerin değerlendirilmesi, kazanın emniyet tarafından davalıya haber verilip verilmediğinin belirlenmesi ve sonucuna göre davalı savunmasına itibar edilip edilmeyeceğinin tartışılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.