YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1471
KARAR NO : 2010/5384
KARAR TARİHİ : 23.09.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 227 ada 19 parsel sayılı 3.975.629,06 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, … Köyünün kadim merası olması nedeniyle mera olarak sınırlandırılarak tespit edilmiştir. Davacılar … ve 37 arkadaşı, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmaz içinde kalan değişik yüzölçümündeki bölümlerin adlarına tescili istemiyle ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parselin mera niteliğinde orta malı olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; 1988 yılı hava fotoğraflarında taşınmazın içinde birkaç parça halinde ve çok küçük bölümlerin sürülü, kalan bölümün ise hali arazi niteliğinde görüldüğü, hava fotoğraflarına aykırı düşen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, bu durumun sürülü yerlerin meradan açılmış olma ihtimalini kuvvetlendirdiği kabul edilerek karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taşınmaza komşu bulunan tüm taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları olan kayıtlar getirtilip uygulanmamış, çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu denetlenmemiştir. Fen bilirkişi tarafından 1988 yılı hava fotoğrafları uygulanarak o tarihte taşınmazın içinde kullanılan yerler işaretlenmiş ve yüzölçümleri hesap edilmiştir. Keşif gününde kullanılan yerler itibariyle, 1988 yılından sonra taşınmaz içinde kullanılan yerlerin sınırlarının genişletildiği anlaşılmaktadır. Ancak, taşınmazın 1988 yılında kullanılan ve kullanılmayan bölümlerinin öncesinin ne olduğu, kadim mera olup olmadığı tam olarak saptanmamıştır. Çekişmeli taşınmazı kapsamadığı bildirilen Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan mera çalışmasına ilişkin mera norm kararı ve haritası da uygulanmamıştır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; öncelikle çekişmeli taşınmaza bütün yönlerden sınır bulunan, komşu köyün sınırları içinde kalan taşınmazlar ile komşu yol ve derelerden sonra gelen taşınmazlar da dahil olmak üzere, tüm komşu parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri ve varsa uygulanan kayıtları ve bu kayıtların oluşum belgeleri, Toprak Tevzi Komisyonunca düzenlenen mera norm kararı ve haritaları getirtildikten sonra mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, aynı yönteme göre bildirilecek taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve 3 kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak keşifte çekişmeli taşınmaza komşu olan bütün parsellerin tutanak ve dayanakları kayıtlar uygulanarak taşınmaz yönünü ne gösterdiği belirlenmeli, Toprak Tevzi Komisyonunca düzenlenen mera norm tutanağı ve haritası kadastro paftası ile çakıştırılmak suretiyle yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişi eli ile uygulanmalı, toprak tevzi çalışmalarında taşınmazın ne olarak bırakıldığı araştırılmalı; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geneli ile çekişmeli taşınmaz içinde her bir davacının dava ettiği bölümlerin geçmişte ne durumda bulunduğu, öncelerinin ne olduğu, hangi tarihten beri ve ne şekilde, kim veya kimler tarafından kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, aynı şekilde 1988 yılı hava fotoğraflarına göre belirlenen kullanılan ve kullanılmayan yerlerin niteliklerinin ne olduğu, taşınmazın kadim veya tahsisli mera olup olmadığı, sınırında bulunan taşınmazlar ile aynı şekilde davalı bulunan 225 ada 1 sayılı parselin mera olup olmadığı, doğu, batı ve kuzey sınırlarında bulunan dere ve yolların kadim olup olmadığı, bu dere ve yolların devamındaki taşınmazların ne oldukları hususları etraflıca sorulup saptanmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli, tespit bilirkişileri imzadan imtina ettiklerinden tanık sıfatı ile dinlenerek taşınmazın öncesinin ne olduğu hususunda bilgileri alınmalıdır. Keşfe katılacak 3 kişilik ziraatçı bilirkişi kurulundan, önceki keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraatçı bilirkişi raporundaki bulgular da değerlendirilerek çekişmeli taşınmazın geneli ile çekişmeli taşınmaz içinde her bir davacının dava ettiği bölümlerin niteliği, toprak yapısı, komşu taşınmazlara göre arz ettiği özellikler, mera niteliğinde bulunup bulunmadığı, mera oldukları bildirilecek yerlerden nasıl ayrıldıkları ve aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı konularını açıklar, bilimsel verilere dayalı, ayrıntılı ve gerektiğinde çekişmeli bölümlerin değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş rapor alınmalıdır. Keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı izlemeye ve denetlemeye imkan verir, mera norm kararı ve mera haritaları ile kadastro paftasını çakıştırmalı şekilde gösterir, çekişmeli taşınmazın geneli ile çekişmeli taşınmaz içinde her bir davacının dava ettiği bölümlerin komşu taşınmazları ve özellikle mera parselleri ile konumunu yan kesit krokisi ile gösterir ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek; çekişmeli taşınmazın 1988 yılında sürülü olan ve sürülü olmayan bölümlerinin niteliklerinin ne olduğu, kadim mera olup olmadıkları kesin olarak tespit edilmeli, kadim mera olmadığının anlaşılması halinde 1988 yılında kullanılan ve kullanılmayan bölümler yönünden tespit tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresi ve zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek ve davalı bulunan komşu taşınmazların davalarında ulaşılan sonuçlar ve o davalarda toplanan deliller de gözetilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Davacıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.