Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/16346 E. 2013/15743 K. 14.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16346
KARAR NO : 2013/15743
KARAR TARİHİ : 14.11.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekilinin tevdi mahalli tayini talebinin reddine ilişkin 15.10.2012 tarihli kararın temyizinin reddine dair verilen 08.11.2012 tarihli ek kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili tarafından trafik sigortalı aracın karıştığı kaza sonucu davalının yaralanarak malûl kaldığını, davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açıldığını, müvekkili şirketin aktüer hesabı yaptırarak davalıya ödeme yapmak istediğini ancak davalının hesap numarası bildirmediğini belirterek ödemenin yapılabilmesi için bir kamu bankasının belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 15.10.2012 tarihli kararla alacaklının temerrüdünün olduğu ispatlanmadığından tevdi mahalli isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, mahkemenin, tevdi mahalli tayini kararlarının temyizi kabil olmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine dair 08.11.2013 tarihli ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 382/d maddesinde, tevdi mahalli belirlenmesi talebi çekişmesiz yargı işleri arasında sayılmış, 387. maddesinde ise çekişmesiz yargı işlerine yönelik “iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabileceği” belirtilmiş olup istinaf mahkemeleri henüz faaliyete geçmemiştir. Aynı Kanunun geçici 3. maddesinde “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı ilk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilerek göreve başlama
tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” düzenlemesi getirilmiştir. Bu durumda, 1086 sayılı HUMK’nun 427. maddesi gereği ancak işin esasını çözümleyen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceğinden, temyiz hakkı bulunmayan davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi doğru olmuştur.
SONUÇ: Mahkemenin, hükmü temyiz eden davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 08.11.2012 tarihli ek kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, temyiz itirazlarının reddiyle ek kararın ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 3,15 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 14.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.