YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1605
KARAR NO : 2010/6878
KARAR TARİHİ : 25.11.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 110 ada 56 parsel sayılı 1836,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, paylaşma, irsen intikal ve bağış nedenleri ile eşit paylarla davalılar … ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmaz üzerinde bulunan serendi ve fırının davalılar ile birlikte müştereken kendi adına da yazılması gerektiği, yine parsel üzerinde bulunan samanlık ile samanlığa giden yolun kendisi ve İsmail Kılıç adına yazılması gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kesin süre içerisinde deliller bildirilmediği ve ispat edilemediği gerekçesi ile reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından kesin süre içerisinde davasını ispata yönelik delillerini bildirmediği, delil bildirme hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve delil bildirme hakkından vazgeçerek davasını ispat edemediği kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacıya 20.06.2008 tarihli oturumda iddiasını ispata yönelik delillerini 10 gün içerisinde bildirmek üzere kesin süre verilmiş ve kesin süre içerisinde delillerini bildirmediği takdirde davasının reddine karar verileceği ihtar edilmiştir. Davacı kesin sürenin son günü olan 30.06.2008 tarihli hakim havalesini içeren dilekçe ile tanık isimlerini mahkemeye bildirmiştir. Taşınmaz başında 06.07.2009 tarihinde keşif yapılmış ve keşif sırasında davacı tarafından bildirilen tanıklar da dinlenmiştir. Hal böyle olunca davacı verilen kesin önel “içerisinde” kanıtlarını bildirdiğine ve keşif giderlerini de yatırarak keşfin yapılmasını temin ettiğine, mahkemece de işin esasına girilerek inceleme ve araştırma yapıldığına göre iddia ve savunma ile ilgili toplanan deliller değerlendirilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 25.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.