YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4177
KARAR NO : 2010/6986
KARAR TARİHİ : 29.11.2010
MAHKEMESİ : … 7. İCRA MAHKEMESİ
İİK’nun 333/a, 337/a, 338 ve 345/a maddelerine muhalefet etmek suçlarından sanıklar … ve … haklarında açılan davada İİK’nun 347.maddesi gereğince müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İİK’nun 337/a maddesine yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonunda;
Vergi Dairesinden gelen müzekkere cevabına göre borçlu şirketin 31.03.2006 tarihinde ticareti terk etmesine rağmen, İİK’nun 347.maddesinde düzenlenen üç aylık ve bir yıllık süreler geçtikten sonra 12.02.2008 tarihinde şikayette bulunulduğunun anlaşılması karşısında Yargıtay C.Başsavcılığının görüşüne iştirak edilmemiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK.’nun 366. maddesi uyarınca ONANMASINA,
İİK’nun 338.maddesine yönelik hükmün temyiz incelemesi sonunda;
Sanıkların herhangi bir mal beyanında bulunmamaları karşısında beraatleri yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından “..İİK’nun 347.maddesi gereğince müştekinin şikayet hakkının düşürülmesi” ifadesinin çıkarılarak yerine “….sanıkların beraatlerine” ifadesi yazılmak suretiyle hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nun 322.maddesi gereğince kısmen isteme uygun olarak düzeltilerek ONANMASINA,
İİK’nun 333/a maddesine yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda;
Sanıklara isnat edilen suç İİK’nun 333/a maddesinde “Ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticari işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödemeyerek alacaklıları zarara soktukları takdirde” şeklinde düzenlenerek cezalandırma öngörüldüğüne göre, takibin kesinleştiği tarih itibariyle borçlu şirketin borcu ödeme gücüne sahip olup olmadığı bilirkişi marifetiyle
saptanarak buna göre sanıkların hukuki durumlarının takdiri yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
İİK’nun 345/a maddesine yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonunda;
1- Ticaret Sicili Memurluğunun 8.12.2007 tarihli yazısı ile; 28.11.2005 tarihli karara göre borçlu şirketi 10 yıl süreyle …, 06.12.2005 tarihli karara göre de 10 yıl süreyle …’ın temsil ve ilzama yetkili kılındığı, 11.6.2007 tarihinde de …’ın yetkilerinin iptal edildiğinin bildirilmesi karşısında, cezai sorumluluğun hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından şirket anasözleşmesi getirtilip, fiilin birlikte işlenmediğinin anlaşılması halinde temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar da dikkate alınarak suçun oluşumunda rolü olan temsilci saptanarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin edilmemesi,
2- Sanıklara isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle, İİK’nun 179.ve TTK’nun 324.maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenerek sonucuna göre şirketin iflasının istenmesinin gerekip gerekmediği saptanmalıdır. Mahkemece borçlu şirkete ait ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi,
İsabetsiz olduğundan temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA, 29.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.