YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5876
KARAR NO : 2010/6886
KARAR TARİHİ : 25.11.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 149 ada 11 parsel sayılı 79447,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı … tarafından davalılar…ve … aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan men’i müdahale davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Yargılama sırasında …, verilecek kararın kendisini de etkileyeceğinden bahisle davaya katılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacının davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazın 1/2 payının … ve …mirasçıları adına, 1/4 payının …mirasçıları adına verasette iştirak halinde, 1/4 payının da.. adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıların miras bırakanı tarafından davalıların miras bırakanı …’a yapılan harici satışın bozulduğu, davalılar yararına Kadastro Kanunu’nun 13/B-b maddesi koşullarının oluşmadığı, taşınmazın eski tapu kaydındaki duruma göre kayıt malikleri adına tesçiline karar verilmesi gerektiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının edinme sütununda Toprak Tevzi Komisyonunca 1964 yılında yapılan çalışmada 265 parsel olarak sınırlandırıldığı belirtilmiştir. 265 tevzi parseli ise 14.06.1964 tarihli belirtmelik tutanağına göre 23.12.1963 tarih ve 15 sıra nolu tapu kaydı dayanak gösterilerek … ve… ve… adlarına yazılmış, tablendikatif cetvelinde bu parsel 87.250 metrekare yüzölçümü ile … adına yazılmış, ancak söz konusu parsel hakkında tapu kaydı oluşmamıştır. Mahkemece taşınmaz hakkında tapu kaydı oluşmamasına karşın belirtmelik tutanağındaki duruma göre tapu kaydı oluşmuş gibi taşınmazın 1/4’er pay itibariyle belirtmelik tutanağındaki malikler adına tesçiline karar verildiği görülmektedir. Dosya kapsamından taşınmazın tapu kayıt kapsamında kalıp kalmadığı belirlenemediği gibi, belirtmelik maliklerinin hangi sıfatla ve hangi süreyle
taşınmaza zilyet oldukları da anlaşılamamaktadır. Hal böyle olunca da taşınmazın yukarıda söz edilen tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığını belirlenmesi zorunludur. Bu nedenle; öncelikle Toprak Komisyonunun uygulamasında değinilen 23.12.1963 tarih ve 15 sıra nolu tapu kaydı ile 1936 tarih ve 63 nolu vergi kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, ondan sonra dava konusu taşınmazın kesin olarak tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, kaydın hukuki değerini koruyup korumadığı, tapu kayıt maliklerinin kimler olduğu ve taşınmazın kayıt sahipleri arasında harici taksime konu olup olmadıkları belirlenmeli, 01.01.1968 tarihli kira sözleşmesi, 19.06.1968 tarihli noter satış vaadi senedi ve aynı tarihli vekaletname, 07.10.1977 tarihli azilname ve 13.06.2004 tarihli protokol olmak üzere tüm belgelerdeki mümziler dinlenmek suretiyle her birinin kapsamı ve hukuki değeri ayrı ayrı saptanmalı, 3402 sayılı Yasa’nın 13/B-b ve 13/son fıkralarına göre gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece yukarıda yazılı hususlar göz önünde bulundurulmaksızın yazılı olduğu şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması isabetsiz olup, davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 25.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.