Yargıtay Kararı 2. Hukuk Dairesi 2022/416 E. 2022/3051 K. 30.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/416
KARAR NO : 2022/3051
KARAR TARİHİ : 30.03.2022

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından her iki davaya yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat, maddi tazminatın ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-karşı davalı erkeğin kendi boşanma davasının reddine yönelik, davalı-karşı davacı kadının ise kusur belirlemesine yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-karşı davalı erkeğin, kadının boşanma davasına yönelik temyizinin incelenmesine gelince ;
Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesi tarafından kadının sebep göstermeksizin müşterek haneden ayrılması nedeniyle tam kusurlu olduğu gerekçesi ile kadının davasının reddine, erkeğin davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, davalı-karşı davacı kadın tarafından her iki dava yönünden istinaf talebinde bulunulması üzerine istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesi tarafından erkeğin manevî bağımsız hane temin etmeyerek kusurlu olduğu, kadının ise kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, hüküm taraflarca yukarıda belirtildiği şekilde temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Toplanan delillerden tarafların erkeğin ailesinin evinin üst katında bağımsız bir konutlarının bulunduğu, evliliğin fiilen 3 ay kadar sürdüğü, evlilikte makul sürenin geçmediği, manevi bağımsızlığı sağlama konusunda erkeğin kayıtsız kaldığının ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Dinlenen davalı-karşı davacı kadın tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Manevi bağımsız konut temin etmediğine dair beyanlar ise duyuma dayalı olup, bu vakıa erkeğe kusur olarak yüklenemez. Dosya kapsamına göre davacı-karşı davalı erkeğe yüklenecek başka bir kusurlu davranış da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davalı-karşı davacı kadının davasının da reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz edilen hükmün yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, bozmanın niteliğine göre, bozma ve onamanın kapsamı dışında kalan tarafları sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 30.03.2022 (Çar.)