YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10501
KARAR NO : 2013/16485
KARAR TARİHİ : 25.11.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirkete rehinli, davalı … şirketine kasko sigortalı aracın çalındığını, daha sonra hasarlı şekilde bulunduğunu, mahkeme aracılığı ile yapılan tespit sonucu aracın pert olduğunun anlaşıldığını belirterek aracın rayiç değeri olan 110.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın “trafikten çekilmiştir” kaşeli belgesinin ibraz edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğünü ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kısmen kabulü ile 57.000,00 TL’nin, 17.07.2008 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, sigortalı araç sovtajının icra dosyasındaki satış bedeli ile davacıya icra dosyasında yapılan ödeme arasındaki fark kadar dava dışı sigortalının sebepsiz zenginleştiği gözetildiğinde davacının aradaki farkı sigortalıdan talep edebilmesinin mümkün olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde, aracın çalındığı, bulunduğunda ise pert olduğunun anlaşıldığı belirtilerek aracın rayiç değeri olarak 110.000,00 TL davalı sigortadan talep edilmiştir. Mahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, aracın tamirinin ekonomik olmadığı belirtilerek, kaza tarihi itibariyle 2. el piyasa rayiç değerinin 110.000,00 TL, araç sovtajının ise icra dosyasındaki satış bedeli esas alındığında 53.000,00 TL olduğu, buna göre davacının gerçek zarar miktarı 57.000,00 TL’yi davalıdan talep edebileceği bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, aracın icra dosyasındaki satışı, davanın açılmasından sonra olduğuna göre tenzil edilen 53.000,00 TL yönünden davanın konusuz kalması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken anılan bedel yönünden red kararı verilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin kısmi red oranında davacı üzerinde bırakılması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 3.047,17 TL kalan harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.11.2013 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta, üzerinde davacı Tarafından rehin hakkı tesis edilen … plakalı aracın çalınmasından sonra 28.11.2007 tarihinde hasarlı vaziyette bulunduğu, bu aşamada davacının İstanbul 9.İcra Müdürlüğü’nün 2008/7358 sayılı dosyasında 25.3.2008 tarihinde rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine geçtiği, takip sırasında hasarlı aracın 6.5.2008 tarihinde davacıya teslim edildiği, davacı tarafından aracın otoparka çekildiği, davacının araç trafik kaydına haciz koydurduğu, aracın satışı ile ilgili işlemlere başladığı, kıymet takdirini yaptırdığı, satışa çıkardığı, bu aşamada davacı tarafından davalı … aleyhinde rizikonun gerçekleştiği 28.9.2007 tarihindeki piyasa değeri olan 110.000,00 TL’nin tahsili istemiyle eldeki davayı açtığı, dava sırasında aracın icraca satıldığı, sovtaj bedeli 53.000,00 TL’den icra harç ve masraflarının mahsubu sonucu bakiye satış bedelinin davacıya ödendiği,
Mahkemece yargılama sonucunda davacının sovtaj bedeli yönünden dava açmakta haksız olduğu gerekçesiyle sovtaj bedeli yönünden davanın reddine, bakiye 57.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği görülmektedir.
Davalının temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda “tüm araç bedeli için davacının dava açmakta haklı olduğu, aracın dava açıldıktan sonra icraca satılması nedeniyle sovtaj bedeli yönünden davanın konusuz kaldığı, bu nedenle davalı lehine vekalet ücretine de hükmedilemeyeceği gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılamıyorum.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.2 maddesinde “…bu durumda aracın Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ilgili maddelesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatının ödenmeyeceği, değeri tamamen ödenen araç ve aksamının talep ettiği takdirde sigortacının malı olacağı….” öngörülmüştür.
17.7.2009 tarihinde açılan davada, çok önce bulunan aracı davacı rehin hakkı nedeniyle 6.5.2008 tarihinde teslim almış, otoparka çektirmiş, derdest icra takibinde hasarlı aracın trafik kaydına haciz koydurmuş, satış ile ilgili tüm işlemleri tekemmül ettirmiş, bu aşamalardan sonra aracın riziko tarihindeki tüm değerinin tahsili istemi ile davalı aleyhine eldeki davayı açmıştır.
Sigortalının borçları nedeniyle araç trafik kaydına konulan altı adet haciz ve iki adet rehin nedeniyle araç sovtajını her türlü hukuki ayıptan arındırarak davacının araç sovtajını davalıya teslimi ve genel şartların B.3.3.1.2. maddesi gereğince aracın hurda tescil belgesini sigorta şirketine ibrazı mümkün değildir.
Nitekim araç icraca üzerindeki tüm hukuki ayıplarla birlikte satılmıştır.
Davacının dava tarihine kadar araçla ilgili gerçekleştirdiği açıklanan tüm işlem ve eylemleri araç sovtajının sigortalı adına hareket eden rehin hakkı sahibi davacı tarafından kabulü niteliğindedir.
Araç sovtajını benimseyen ve kabul eden davacının daha sonra sovtaj bedelinide davalıdan talep etmesinde, mahkemece sovtaj bedeli yönünden davanın reddi ve davalı lehine vekalet ücreti tayininde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.