Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/2508 E. 2011/8176 K. 29.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2508
KARAR NO : 2011/8176
KARAR TARİHİ : 29.11.2011

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Ödeme şartını ihlâl suçundan sanık … ‘un, 2004 sayılı İcra ve iflas Kanunu’nun 340. maddesi gereğince 1 ay tazyik hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair, … İcra Ceza Mahkemesinin 25/02/2009 tarihli ve 2008/1942 esas, 2009/58 sayılı kararını müteakip, … Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin, aynı Mahkemenin 07/06/2010 tarihli ve 2008/1942 esas, 2009/58 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair, …. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2010 tarihli ve 2010/754 değişik iş sayılı kararı kapsayan dosya aleyhine,Adalet Bakanlığından verilen 20.01.2011 gün ve 2010/5104 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 07/03/2011 gün ve K.Y.B.2011/63018 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
1-İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2010 tarihli ve 2010/754 değişik iş sayılı kararma yönelik yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, müşteki vekilinin yüzüne karşı sanığın yokluğunda verilen kararda başvuru şekli, sürenin ne zaman başlayacağı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli, sürenin başlangıcı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, …İcra Ceza Mahkemesinin 13/05/2009 tarihli anılan kararının kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinlesip kesinleşmediği hususuna yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 07/06/2010 tarihli kararın yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde,
2-… İcra Ceza Mahkemesinin 25/02/2009 tarihli ve 2008/1942 esas, 2009/58 sayılı kararma yönelik yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16.HD-220 esas, 2006/231 sayılı kararında da belirtildiği üzere, “Hapsen tazyik yaptırımında amaç, bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak olduğundan, alt sınırdan belli bir ceza belirlenmesi gerekmemekte, yükümlülük yerine getirilene kadar ve en çok 3 ay süreyle kişinin yükümlülüğüne uygun davranması için zorlanması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle kararda belli bir sürenin öngörülmesi, yaptırımın bu niteliğine aykırı olacaktır.” şeklindeki gerekçe nazara alındığında, disiplin ve tazyik hapsinin kısmi bir düzeni korumak amacıyla getirildiği, kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde serbest kalacağı cihetle, sanığın 3 aya kadar hapsen tazyikine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile; “Anayasanın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, karar ve hükümlerde, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve başvuru şekli tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmelidir. Aksi halde, anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca, eski hale getirme nedeni oluşturur. Yerel mahkemelerce hüküm ve kararlardaki bu eksiklikler, meşruhatlı duyuru ile taraflara bildirilmek suretiyle, tarafların eski hale getirme talebi ve bu sürede yasa yolu başvurusunda bulunmalarına olanak sağlanmalıdır.” şeklinde verilen karar dikkate alındığında, söz konusu kararda başvuru şekli,itiraz süresinin başlangıcı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususunun açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği, kararın kesinleşmemesi sebebiyle, infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediğine yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 07/06/2010 tarihli ek kararına ilişkin itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Tebliğnamede (1) nolu istemin kabulü nedeniyle (2) nolu istemin tartışılmasında hukuki yarar görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname yerinde görülmekle, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/07/2010 tarihli ve 2010/754 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 29.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.