YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5522
KARAR NO : 2010/6495
KARAR TARİHİ : 09.11.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden … Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği vekili Avukat … ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat… geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 44 parsel sayılı 2.948,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı dernek adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde, kurs, lojman ve bahçesi niteliğindeki taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/A maddesi uyarınca hizmet malı sayılacağı ve Hazine adına tesçili gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın davacı Hazine adına tapuya tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı dernek vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan keşif, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, uzman bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın öncesinin tarım arazisi niteliğinde olduğu, 20 yılı aşkın süre… tarafından tarım arazisi olarak kullanıldıktan sonra 1978-80 yılları arasında davalı derneğe bağışlandığı ve o tarihten beri de dernek tarafından kullanıldığı, 1987 yılında bağışa ilişkin olarak ayrıca noter senedi tanzim edildiği, taşınmaz üzerinde bulunan yurt, lojman gibi binaların da davalı dernek tarafından yaptırılarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kamu hizmet malı doğal nitelikleri itibariyle kamunun doğrudan doğruya ortak yararlanmasına veya kullanımına açık olan sahipsiz mallar ile devlet ya da kamu tüzel kişisi tarafından kamunun doğrudan doğruya yararlanmasına tahsis edilen orta malları ve devlet tarafından bir kamu faaliyetinin icrası için tahsis edilen mallara kamu malları denilmektedir. Kamu hizmet malları, kamu malları içinde yer almaktadır. Kamu hizmet malının “sahipsiz yerler” ile “orta mallarından farkı, devlet ya da ilgili kamu tüzel kişisi tarafından bir kamu hizmetinin vasıtası olarak tahsis edilmiş ya da inşa edilmiş olmalarıdır. Kamu hizmet malından söz edebilmek için öncelikle tahsis edilen taşınmazın kamuya ait bulunması veya kamulaştırılarak devlet mülkü haline getirilmesi gerektiği gibi, taşınmaz üzerinde bulunan yapıların kamu hizmet malı sayılabilmesi için devlet ya da kamu tüzel kişisi tarafından yaptırılmış olması gerekmektedir. Nitekim bu husus 3402 sayılı
Kadastro Kanunu’nun 16/A maddesinde “bütçelerinden ayrılan ödenek veya yardımlarla yapılan resmi bina ve tesisler” ifadesiyle açıklanmıştır. Kamuya ait olmayan bir taşınmaz üzerinde devlet ya da bir kamu tüzel kişisi tarafından yaptırılmış bulunmayan yapıların kamu hizmet malı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Somut olayda, dosya içinde mevcut delillerden çekişmeli taşınmazın zemininin devlete veya bir kamu tüzel kişisine ait olmadığı, 20 yılı aşkın süre Mustafa Gökalp tarafından tarım arazisi olarak kullanıldıktan sonra 1978-80 yılları arasında davalı derneğe bağışlandığı anlaşıldığı gibi üzerinde bulunan yurt, lojman gibi binaların da bir kamu tüzel kişiliği tarafından değil, bizzat davalı dernek tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemenin çekişmeli taşınmazın kamu hizmet malı olduğu yönündeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. 2908 sayılı mülga Dernekler Kanunu’nun 41 ve 64. maddelerinde derneklerin mülk edinebilmeleri bir kısım koşullara bağlanmıştır. Buna göre dernekler, tüzüklerinde yazılı olması ve tüzükte yazılı amaç ve faaliyetleri için gerekli bulunması koşuluyla ikametgahları dahilindeki yerlerde mülk edinebilirler. 2908 sayılı kanunu yürürlükten kaldıran ve 23.11.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 21. maddesi, ikametgah ile amaç ve faaliyet koşulunu kaldırmış, derneklerin genel kurullarının yetki vermesi halinde yönetim kurulu kararıyla taşınmaz mal satın alabileceklerini veya taşınmaz mallarını satabileceklerini kabul etmiştir. Yasa koyucu, satın alma dışındaki edinme koşullarını düzenlememiş ise de derneklerin tüzüklerinde yazılı olmak kaydıyla zilyetlikle mülk edinebilecekleri Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları arasındadır. Diğer taraftan derneğe taşınmaz bağışlanması halinde, dernek bir yükümlülük altına sokulmadığından genel kuruldan yetki alınmasına da gerek bulunmamaktadır. Davalı derneğin dosya içinde bulunan tüzüğü incelendiğinde tüzüğün 2. maddesinin (d), (f) ve (k) bentlerinde derneğin mülk edinebileceğine dair hükümler yer aldığı görülmektedir. Toplanan tüm deliller yukarıda yazılı açıklamalar ışığında birlikte değerlendirildiğinde; taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının davalı dernek yararına gerçekleştiği ve taşınmazın kamu hizmet malı olmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davanın reddi ile çekişmeli taşınmazın tespit gibi davalı dernek adına tapuya tesçiline karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Davalı dernek vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 750.00 TL. vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davalı tarafa verilmesine, 09.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.