YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12464
KARAR NO : 2013/14938
KARAR TARİHİ : 01.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davalı … vekili, davalı … ile asıl davada davacılar vekili ve birleştirilen davada davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi Cemile’nin içerisinde yolcu olarak bulunduğu araç ile davalı …’ın sürücüsü, davalı …’in işleteni olduğu ve birleştirilen dosyada davalı …’in kayıt maliki olduğu aracın çarpışması sonucu murisin vefat ettiğini belirterek eş … için 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 15.000 TL araç hasar bedeli ve 80.000 TL manevi tazminat ile çocuklar için ayrı ayrı 25.000’er TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; birleştirilen dosya ile davacı … kaza tarihinde geçerli bir ZMSS poliçesi bulunmayan araç nedeniyle meydana gelen kazada vefat eden Cemile’nin mirasçılarına ödenen 23.597 TL.nin davalı sürücü ve kayıt malikinden tahsili talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin aracın işleteni olmadığını belirterek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini savunmuştur.
Davalı …, kusurun gerekli önlemleri almayan işverende olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … ise, aracı haricen sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, davalı sürücünün %70 kusuruna dayanarak 14.000 TL araç hasar bedeli, eş için taleple bağlı kalınarak 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 30.000 TL manevi tazminatın ve çocuklar için ayrı ayrı 3.000’er TL manevi tazminatın davalılar Ömer ve Bayram’dan tahsiline; birleştirilen dosya yönünden ise kayıt maliki Hacıbey Sulver aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, kusur oranı dahilinde 18.517 TL.nin davalı …’dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili, davalı … ile asıl davada davacılar vekili ve birleştirilen davada davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı …, davalı … vekili, asıl davada davacılar vekili ve birleştirilen davada davacı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Gerekçeli karar başlığında birleştirilen dosyada davalı … gösterilmemiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Maddi Hataların Düzeltilmesi başlığı altındaki 183. maddesinde “tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir. “ hükmüne yer verilmiştir. (HUMK.md.80) Buna göre, belirtilen yanlışlık maddi hataya dayalı bir yanlışlık olup davanın her aşamasında mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
3-Birleştirilen davada davacı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacı vekili tarafından dahili dava dilekçesi ile davaya dahil edilmek istenen … hakkında usulüne uygun açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, buna rağmen … lehine ve davacı … aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Türk hukuk sisteminde hüküm, sadece davada taraf olanlara yönelik olarak verilebilir. Bu kural uyarınca dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen taraf, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dahil edilemeyeceği gibi “mecburi dava arkadaşlığı” dışında ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemez. İhbar olunan kimse HUMK.’nin 49.maddesi vd. uyarınca davada davalı sıfatını kazanamayacağı gibi bu kişi aleyhine hüküm de kurulamaz. Buna göre, aleyhinde davacı tarafından usulen açılmış ve harcı verilmiş bir dava olmadığı halde birleştirilen davada … lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
4-2918 sayılı KTK.’nun 20/d maddesi uyarınca, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri noterlerce yapılır. Mahkemece aracın kayıt maliki olan davalı … Sulver hakkındaki dava, aracın başkası tarafından kullanıldığı ve fiili tasarrufunda bulunduğu, bu şekilde işleten sıfatının aracı haricen satın alana geçtiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Anılan yasa maddesinde belirtilen türden resmi bir satış ve devir işlemi yapılmaksızın haricen satış ile işleten sıfatının devredildiğinin kabulü mümkün değildir. O halde davalı … Sulver hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.
5-Davalı …’nın sair temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Birleştirilen davada … tarafından hak sahiplerine ödeme yapılırken müteveffanın içinde yolcu olduğu araç sürücüsünün kusursuz olduğu ve davalı araç sürücüsünün %100 kusuruna dayanarak ödeme yapılmıştır. Yargılama sırasında alınan kusur raporunda davalının %70 kusurlu olduğu belirlenmiş, ancak ödenen tazminatın davalıdan kısmen tahsiline karar verilirken hesaplama hatası yapılmıştır. Davalının sorumlu olduğu miktar kusur oranına göre 16.517 TL iken mahkemece 18.517 TL.ye hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
6- Asıl dosyada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K.nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, müteveffanın çocukları için takdir olunan manevi tazminatın bir miktar düşük olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, hükmedilen manevi tazminatlar için faize hükmedilmemiş olup, davacı vekilinin dava dilekçesindeki talebi de dikkate alınarak manevi tazminatların kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmemiş olması da doğru değildir.
7-Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davalı …, aracı haricen satın almış olup mahkemece aracın fiilen Ömer tarafından kullanıldığı ve fiili hakimiyetin Ömer’e ait olduğu gerekçesiyle adı geçen davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. 2918 sayılı KTK.’nun 20/d maddesi uyarınca, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri noterlerce yapılacağı düzenlenmiş olup adi şekilde yapılan satış sözleşmesi işleten sıfatının değişmesi için yeterli değildir. Açıklanan nedenlerle davalı … hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Kabule göre de, mahkemece reddedilen maddi ve manevi tazminatların toplamı üzerinden davalı … lehine vekalet ücretine hükmedilmişse de, maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmelidir. Bu nedenle reddedilen maddi tazminat üzerinden karar tarihinde geçerli olan AAÜT uyarınca 1.100 TL maktu, manevi tazminat miktarı üzerinden de davacılar yararına hükmedileni geçmeyecek şekilde 7.230 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı yararına eksik vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …, davalı … vekili, asıl davada davacılar vekili ve birleştirilen davada davacı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 3 ve 4 nolu bentte açıklanan nedenlerle birleştirilen davada davacı … vekilinin, 5 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’ın, 6 nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacılar vekilinin, 7 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden asıl dava ve birleştirilen dava davacısı Güvence Sigorta AŞ ve asıl dava davalıları Ömer ve Bayram’a geri verilmesine 01.11.2013 gününde üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkda; davalılardan …’nın sürücüsü olduğu… plakalı traktörle 6.12.2008 tarihinde davacılar desteğinin ölümüne sebebiyet verdiği iddiasıyla desteğin mirasçıları tarafından sürücü ve aracın işleteni olduğu iddiasıyla sürücü işvereni … aleyhinde Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/60 esas sayılı dosyasında dava açılmış, aracın trafik kaydı maliki … yargılama sırasında davaya dahil edilmiş,
Mahkemenin 2009/154 esas sayılı dosyasında da olay nedeniyle davacılara ödeme yapan … tarafından sürücü Bayram ile aracın trafik kaydı maliki … aleyhinde dava ikame edilmiş,
Yargılama sonucunda yerel mahkemece; asıl davada işleten … hakkındaki davanın da kabulüne, birleştirilen dosyadaki araç kayıt maliki Hacıbey aleyhindeki davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş,
Kararın bir kısım taraflarca temyizi üzerine tarafların bir kısım temyiz talepleri ile birlikte asıl dosyadaki davalı … ile birleştirilen dosyadaki davacı … vekilinin temyiz taleplerinin kabulü ile “işletenlik sıfatının davalı …’de bulunduğu, adı geçen aleyhindeki birleştirilen dosyadaki davanın kabulü ile asıl davada … hakkındaki davanın reddi gerektiği” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Davalı …’in uyuşmazlıkda işleten olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın Hukuki Sorumluluk Başlıklı 85.maddesinde, yasaya tabi araçların işletilmesinden doğan zararlardan araç işleteninin hukuki sorumluluğu düzenlenmiş,
Aynı yasanın tanımlar başlıklı 3.maddesinde “işletenin araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olduğu, ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işletiği ve araç üzerinde fiili tasarrufunun bulunduğunun ispati halinde bu kişinin işleten sayılacağı” öngörülmüştür.
Dosya içeriğinden; 10 NH 974 plakalı traktörün trafik sicilinde davalı … adına kayıtlı iken aracın 8.9.2008 tarihinli harici satış sözleşmesi ile kayıt maliki tarafından …’a satıldığı, teslim edildiği, davalı … tarafından satış işlemlerinin resmi biçimde gerçekleştirilmesi için Çeltik noterliğinin 8.9.2008 gün 896 sayılı vekaletnamesinin verildiği aracın …’ın işçisi davalı … kullanımında iken 6.12.2008 tarihinde kazanın gerçekleştiği, davalı …’ın Çeltik noterliğinin 5.11.2009 gün ve 1036 sayılı taahhütnamesi ile olay nedeniyle davalı …’in tüm zararının karşılamak üzere taahhütte bulunduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim ceza dosyası içeriği ile de aracın davalı …’ın fiili tasarrufunda bulunduğu görülmektedir.
Bu halde davalı …’in, aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunduğu sabit olup araç işleteninin davalı … olduğunun kabulü gerekmektedir.
Davalı …’i araç işleteni olarak kabul ederek asıl davada …’ı sorumlu tutan, birleştirilen dosyada da işletenlik sıfatının kalmaması nedeniyle Hacıbey aleyhindeki davayı red eden yerel mahkeme kararına karşı, bu hususa yönelik birleştirilen dosyadaki davacı … ile asıl davadaki davalı …’in temyiz itirazlarının reddi gerekirken 2918 sayılı yasanın 3 ve 85.’inci maddelerine aykırı şekilde …’i işleten olarak kabul eden sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.