YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15418
KARAR NO : 2013/15170
KARAR TARİHİ : 06.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, yaşanan trafik kazasında müvekkilinin kızı olan desteğini yitirdiğini belirterek 16.000,00 TL maddi tazmin bedelinin davalılar sigorta şirketi ile araç maliki ve işleteninden kaza tarihi olan 20.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 8000,00 TL manevi tazmin bedelinin yine kaza tarihi olan 20.10.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı araç maliki ve işleteninden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili,müvekkiline ait … plakalı araç 01.11.2002 tarihli uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile … Yatçılık şirketine sözleşme ekindeki 79 araç arasında kiralanmış ve fiilen de teslim edilmiş olduğunu, uzun süreli kiralama akdi ile kiralayan kişi işleten konumunda olmakta 85. maddeye göre aracın sebep olduğu zararlardan araç maliki değil işletenin sorumlu olduğunu, işleten konumunda olmadığından davanın reddi gerekeceğini savunmuştur.
Davalı …, davanın husumet nedeniyle reddi gerekeceği, babanın hesaplanan gerçek ve nihai zararı 11.429.426 TL nin 30.07.2004 tarihinde ibraname karşılığında
ödendiğini, ödemiş olduğu tazminatın kusurlu alkollü sürücü, araç maliki ve kiralayandan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsili amacıyla Fethiye 2. Asliye hukuk Mahkemesinin 2004/754 sayılı dosyası ile tazminat davası açtığını, veraset ilamına göre tek hak sahibi sıfatıyla hesaplama yapılıp ödeme yapıldığını belirterek. davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,16.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalı … Sigorta A.Ş den tahsili ile davacıya verilmesine,davalı … A.Ş yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasına dayalı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalıların davacıya karşı sorumluluğu, yasadan kaynaklanan müteselsil sorumluluk ve aralarındaki münasebet ihtiyari dava arkadaşlığıdır. Müteselsil borçluluk niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde, evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır. Alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabilecektir. Bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçluların da alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan kurtulmalarının (BK m. 145/I) doğal bir sonucudur. Buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması durumunda bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini açıkça düzenlemiştir (BK m. 146/I). Bu şekilde belirlenen hak o borçlunun rücu hakkıdır. Yasa koyucu kendi payından fazla ödemede bulunan bir borçluya tanıdığı rücu hakkını kuvvetlendirmek amacıyla (BK m. 146/I) halefiyete de yer vermiştir. Açıklanan maddi hukuk hükümleri usul hukukunda dava olarak tezahür etmektedir. Müteselsil borçlular arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı nedeniyle hükmü temyiz etmeyenler hakkında lehe ya da aleyhe verilen kararın kesinleştiği düşünülebilirse de kesinleşme, sorumluluk davasına ilişkin olup ardından görülecek rücu davası yönünden
yani borçlular arasındaki iç ilişki yönünden hüküm ifade etmez. Zira görülmekte olan sorumluluk davasındaki karar, sorumlular arasındaki rücu davası yönünden kesin hüküm oluşturmaz ise de sorumluluk davasının kararı güçlü delil oluşturmaktadır. Hakkında güçlü delil oluşan davalının rücu davası yönünden sorumluluk davası hükmünü diğer müteselsil borçlu aleyhine temyiz etmesinde hukuki yararı vardır. İhtiyari dava arkadaşlarının sonradan birbirlerine karşı açacakları rücu davasında, esas alınacak mahkeme kararı, ihtilaf henüz önünde iken doğru olarak oluşmalı ve mahkeme davalıların ne oranda sorumlu tutulup tutulmayacaklarını sorumluluk davası sırasında halletmelidir. Bu kabul tarzı rücu davasında haksız yere temyiz edenler aleyhine güçlü delil oluşturmaması yönünden doğru olduğu gibi usul ekonomisi yönünden de tarafları tatmin edecektir. Temyiz etmeyen tarafların usulü müktesep hakları da mahkemece icrai nitelikte bir hüküm kurulmayacağı, bozma sonrası kararın gerekçesinde haklarındaki karar temyiz edilmediğinden kesinleşen davalıların da sorumluluk derecesinin tespit edilmesiyle yetinileceği dikkate alındığında ihlal edilmemiş olacaktır (YHGK., 04.11.2009 tarih, 2009/16-428 Esas, 2009/483 Karar).
Yukarıdaki hukuksal açıklamalar ışığında somut olayda, davacısının … Unıon Sigorta AŞ’nin davalılarının ise; … Yatçılık Limited Şirketi,Savaş Abalı, … Otomobilcilik A.Ş. olduğu ve …’a ödenen destekten yoksun kalma bedelinin rücu amacıyla açılan Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/223 esas sayılı dosyasında görülmekte olan davada, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2006/11348 esas, 2007/14387karar sayılı ilamıyla zorunlu mali mesuliyet poliçesinin sigortalısının davalı … şirketi olduğunu ve sözleşme ilişkisine göre dava açıldığından kendisine husumet yöneltilebileceğinin belirtildiği, mahkemece bu bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edildiği, … Şirketi yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığı ve … Şirketi yönünden freagat nedeniyle davanın reddine dair verilen hükmün tarafların temyiz yoluna başvurmaması üzerine 29.03.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Eldeki davada ise, davalı … Şirketi hakkındaki dava KTK 3.Maddesi dayanak gösterilerek husumet yönünden reddedilmiştir. Davalı … şirketinin bu iç ilişkiye göre
açabileceği rücu davasında önem taşıdığından davalı … şirketinin bu kararı temyiz etmekte hukuki yararı olduğu kabul edilmelidir.
Söz konusu kesinleşen dosyada da belirtildiği üzere sözleşmeye göre davalı … Şirketi sigortalı konumunda olduğundan ve sözleşme ilişkisine dayalı olarak hakkında dava açıldığından kendisine husumet yöneltilebilir. O halde mahkemece, izah edilen Genel Kurul Kararına göre, bu sorumluluğun olduğuna dair tespit niteliğinde hüküm kurulması gerekirken hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmay gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan ndenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … Sigorta AŞ’ye geri verilmesine 06.11.2013 günü oybirliği ile karar verildi.