YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9372
KARAR NO : 2013/12561
KARAR TARİHİ : 20.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı olan davalıya ait aracın 16.05.2007 tarihinde kazaya karıştığını, kazada davalının alkollü olduğunu, bu halin teminat kapsamında bulunmadığını belirterek 6.137,00TL TL.nın ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili duruşmadaki beyanında davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava zorunlu mali mesuliyet poliçesine dayalı olarak üçüncü kişiye ödenen tazminatın sigorta sözleşmesinin tarafı olan davalıdan rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı sigortalının ehliyetnamesinin geri alınması yönündeki idari işlemin iptali amacıyla açılan davada Antalya 2. İdare Mahkemesi’nin 04.12.2008 tarih ve 2008/446 E2008/1723K sayılı kararı ile alkolle ilgili işlemin usulüne uygun yapılmadığı tespit edilip işlemin iptaline karar verilmek suretiyle alkollü araç kullanma olayının ortadan kaldırıldığı,bu durumda rücu davasının dayanağını oluşturan poliçe genel şartlarının B-4.maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
2013/9372
2013/12561
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. Maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
2013/9372
2013/12561
O halde, zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. Maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Açıklanan hukuksal nedenler ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz.YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Dosya içerisindeki 16.05.2007 tarihli alkol tespit tutanağında davalının 1.04 promil alkollü olduğu belirlenmiştir. Her ne kadar İdare mahkemesince idari işlemin dayanağını oluşturan alkol tespit tutanağının itiraza uğradığı ve davalı tarafından imzalanmadığı, bu nedenle idari işlemin sakat olduğu belirlenmiş ise de, bu belirleme sürücünün alkollü olmadığı yönünde kesin bir belirleme olmadığı gibi, aksi yönde de bir belirleme mevcut değildir. Mahkemece alının bilirkişi raporunda da yukarıda açıklanan İdare Mahkemesinin kararı ile davalının kaza sırasında alkollü olduğuna ilişkin tespitin ortadan kalktığı belirtilerek rücu şartlarının oluşmadığı belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde mahkemece, dosyadaki alkol oranı göz önünde bulundurularak yukarıdaki ilkeler ışığında kazanın salt alko-
2013/9372
2013/12561
lün etkisiyle oluşup oluşmadığı, başka etkenlerin kazanın oluşuna etkisi olup olmadığı konularında bilirkişi kurulundan ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.