Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/232 E. 2013/18003 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/232
KARAR NO : 2013/18003
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, birleşik kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracın yaya olan desteklerine çarparak ölümüne neden olduğu kazada davalıkusurlu olduğunu belirterek davacılardan … için 80.000,00TL … için ise 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dosya kapsamı ve toplanan delillere göre,davanın kısmen kabulü ile; davacı eş … için 50.000,00 TL ve davacı çocuk … için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 70.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara belirtilen miktarlarda verilmesine, tazminatlara davalı …Ş. yönünden olay tarihi olan 20/10/2011 tarihinden itibaren; diğer sigorta şirketi yönünden ise dava tarihi olan 04/11/2011 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine karar verilmiş; hüküm, her iki davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, her iki davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
BK.’nın 47. Maddesi hükmüne göre (6098 sayılı BK. Md. 56), hakimin özel halleri gözönünde tutularak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat,zarara uğrayanda,manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi,mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edinmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlarda açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
O halde, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğunun niteliği, kusur oranları da gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen miktarda, hak ve nefaset kuralları çerçevesinde daha düşük manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, zenginleşme sonucunu doğuracak şekilde fahiş manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, her iki davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, her iki davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.