YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5540
KARAR NO : 2012/396
KARAR TARİHİ : 30.01.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyiz incelemesine konu 125 ada 13 parsel sayılı 15.742,11 metrekare, 125 ada 26 parsel sayılı 6.739,35 metrekare, 125 ada 83 parsel sayılı 23.409,24 metrekare, 125 ada 84 parsel sayılı 19.702,78 metrekare, 110 ada 63 parsel sayılı 18.243,80 metrekare ve 110 ada 72 parsel sayılı 15.127,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı nedeniyle … adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalılar … mirasçılarından …ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, tapu kayıtlarının hukuki değerini kaybettiği belirtilerek çekişmeli parsellerin … ait olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu parsellerin bulunduğu yörede Toprak Tevzi Komisyonu tarafından çalışma yapıldığı, belirtmelik tutanaklarında 1300 tarih 48, 50, 71 ve 72 sıra numaralı tapu kayıtlarından, çekişmeli parsellerin tutanaklarında ise 1974 tarih 19, 21, 24, 40 ve 41 nolu tapu kayıtlarından bahsedildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki mahkemece bu yönde inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için söz konusu tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, haritaları ve dayanağı olan belgeler ile birlikte getirtilmeli, kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri sorularak varsa revizyon gördüğü parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, tutanakları kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilmeli ve bu şekilde dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve uzman bilirkişiler huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında mahalli bilirkişilerden tespite esas tapu kayıtlarının sınırları hakkında revizyon gördükleri parseller de dikkate alınarak tek tek bilgi alınmalı, sınırları göstermeleri istenmeli, bilirkişilerin gösteremediği sınırlar için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, fen bilirkişisinden yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırları haritasında işaretlemesi istenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, kayıtların başka yere revizyon görmüş olmasının, mutlaka revizyon gördükleri taşınmazlara ait olduğu anlamına gelmeyeceği göz önünde bulundurularak kapsamları 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesine göre belirlenmeli, fen bilirkişisinden uygulanan tapu kayıtlarının kapsadığı alanı gösterir
denetime açık ve keşfi takibe imkan verir rapor ve harita düzenlemesi istenmelidir. Yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kimler tarafından ne kadar süredir ve nasıl zilyet edildiği hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çıkabilecek çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmelidir. Çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının kapsamında kalması halinde tapu kayıtlarının davalı taraf yönünden hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediği hususu tartışılmalı, tapu kayıtlarının hukuki kıymetini kaybetmediğinin ve çekişmeli taşınmazın tapu kayıtları kapsamında kaldığının saptanması halinde tapulu taşınmazlarda sürdürülen zilyetliğin değer taşımayacağı düşünülmelidir. Çekişmeli taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kalmadığının anlaşılması halinde ihtilafın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği dikkate alınmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.