Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/15446 E. 2013/14173 K. 23.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15446
KARAR NO : 2013/14173
KARAR TARİHİ : 23.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen hükmün süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
İhtiyati tedbir isteyen davacılar vekili, müvekkillerinin murisi …’ın sevk ve idaresindeki araçla, davalıların sigortacısı, maliki ve sürücüsü olduğu aracın 31.03.2013 tarihinde çarpışması sonda …’ın vefat ettiğini ileri sürerek,maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini, davalı … Tur.Taah.Ltd.Şti. adına kayıtlı trafik kazasına sebep olan …. plakalı araç ile bu şirkete ait plakası sayılan diğer 13 aracın başkalarına devir ve satışının önlenmesi için trafik kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, 09/04/2013 tarihli tensip tutanağında, ihtiyati tedbir kararının kısmen kabulü ile … plakalı araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, tedbir uygulanması istenen diğer araçların uyuşmazlık konusu olmaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili, 03/06/2013 tarihli dilekçeyle ihtiyati tedbir kararı verilmeyen araçlarla ilgili ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, mahkemece 08/07/2013 tarihli kararla talebin reddine karar verilmiş, kararı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, maddi ve manevi tazminat ve davalı malike ait araçlar üzerine ihtiyati tedbir kararı konulması istemine ilişkindir.
Bilindiği gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun istinaf yoluna başvurulabilen kararlar başlıklı 341. maddesinin birinci fıkrasında ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulacağı öngörülmektedir. Yine aynı Kanunun temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararların temyiz edilemeyeceği hüküm altına alınmaktadır. 6100 sayılı Yasaya eklenen Geçici 3. maddenin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemeleri kuruluncaya kadar 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği öngörülmektedir. Bu durumda, temyiz incelemesinin yönteminin belirlenmesinde olduğu gibi temyize tabi kararların kapsamının belirlenmesinde de anılan kanun hükümlerinin gözetilmesi gerektiği açıktır. 1086 sayılı Yasanın temyize ilişkin hükümlerinin yer aldığı 427 ilâ 444. maddesi hükümleri gözetildiğinde; “geçici ihtiyati tedbir kararlarına karşı yapılan itirazların reddine” ilişkin kararların temyize tabi olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, bu tür kararların aleyhine temyiz yoluna başvurabileceğinin kabul edilmesi durumunda ise Yargıtay’ın yapacağı temyiz incelemesinin yönteminin ve vereceği karar sonucunun ne olacağı konusu açıkta kalacaktır. Çünkü, temyiz incelemesi sonucunda verilecek karar sonucu ile istinaf incelemesi sonucunda verilecek kararların nitelikleri farklılık arz etmektedir. 1086 sayılı Kanunun sadece temyize ilişkin hükümlerinin geçici olarak uygulama olanağı bulunmakta olup; ayrıca 6100 sayılı Yasaya göre de, bir geçici hukuki koruma müessesesi olan “ihtiyati tedbir kararları” hakkında bölge adliye mahkemeleri için öngörülen Kanun yolunun, yasal bir dayanak olmadan temyiz yolu şeklinde yorumlanması yasanın amacına ve müessesenin getiriliş gerekçelerine uygun bir sonuç olmayacaktır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle; davacıların başvurusunun temyiz niteliğinde olmadığı ve istinaf mahkemeleri için öngörülen yasa yolunun bu aşamada uygulanamayacağından bahisle anılan temyiz talebinin reddine karar veriliştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin kararın temyizi kabil olmaması nedeniyle REDDİNE, 23.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.