YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15293
KARAR NO : 2013/17439
KARAR TARİHİ : 10.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, karıştığı trafik kazası sonucu hasarlandığını, başvuruya rağmen davalı … şirketince ödeme yapılmadığını belirterek, 10.938.93 TL hasar bedelinden, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 8.000.00 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazaya ilişkin herhangi bir tutanak ve belge bulunmadığını, kaza ve hasarın uyuşmadığını, sürücünün çelişkili beyanda bulunduğunu, talebin fâhiş olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, aracın iddia edildiği gibi 19.9.2009 günü kazaya karışmadığı, başka yer ve şekilde kazaya karıştığı, davacının doğru ihbar görevini yerine getirmedi gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Dairenin 31.10.2011 tarih ve 2011/1840-10074 sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere; Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre; gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya
hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.’nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.5. maddesi ve TTK.’nun 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilâmları)
Emniyet müdürlüğünün kaza ihbar defter kayıtlarına göre davacıya ait 26 NY 798 plakalı araç ile 26 S 0176 plakalı araç kazaya karışmış ve 26 S 0176 plakalı karşı araç olay yerini terk ettiği için kaza tespit tutanağı tanzim edilmemiştir.Dosya kapsamına göre davalı kasko sigortacısı zararın teminat dışında kaldığını somut delillerle ispat etmiş olmadığına göre gerçek zarar konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı düşünce ile davanın reddine karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.12.2013 günü oybirliği ile karar verildi.