Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/10158 E. 2013/13509 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10158
KARAR NO : 2013/13509
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
MAHKEMESİ : Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –

Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, müvekkilinin eşine çarparak ölümüne neden olduğunu, müvekkilinin eşinin desteğini kaybettiğini, büyük acı yaşadığını, kazanın oluşumunda davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu belirterek 1.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalı … şirketinin poliçe limitiyle sınırlı ve maddi tazminattan sorumlu olmak üzere) karar verilmesini talep etmiş, 31/01/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 26.288,64 TL’ye yükselttiklerini bildirmiştir.
Birleştirilen davada davacı vekili, davalı … şirketinin 10.000,00 TL limitle manevi tazminattan da sorumlu olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili, manevi tazminatın poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacıya dul aylığı bağlandığını, bu nedenle maddi bir zararının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, olayla bir ilgisinin bulunmadığını, tazminatla sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağını ileri sürmüştür.
Davalı … vekili, ceza dosyasının temyiz aşamasında olduğunu, olaydan sonra müvekkilinin ailesinin davacılarla yakından ilgilendiğini, talep edilen tazminatların fahiş olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulüne, 26.288,64 TL maddi tazminat ile 6.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalı … şirketinin poliçe limitiyle sınırlı ve dava tarihinden itibaren işleyecek faizden sorumlu olmak üzere) karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma zararının tazmini istemine yönelik maddi tazminat ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
O halde mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu eşin ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, davalıların sorumluluğunun niteliği, kusur oranları da gözönünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, davacı için hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan miktarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.