Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/10492 E. 2013/13056 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10492
KARAR NO : 2013/13056
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete sigortalı iken meydana gelen kaza nedeni ile hasar gördüğünü, kazanın meydana gelmesinden sonra hasarın ödenmesi için müvekkilinin davalıya başvurduğunu, müvvekkili tarafından aracın tamirinin yaptırıldığını, yapılan tamirata ilişkin malzeme ve işçilik bedelleri toplamının 35.187,44.-TL olduğunu bu nedenlerle araçta meydana gelen 35.187,44.-TL hasara ilişkin zararın davalı … şirketinden sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere olay tarihi olan 01.06.2010 tarihinden itibaren ticari faizleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, aracın rehinli olması nedeni ile davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığını, araçta oluşan hasarın aracın teknik arızası nedeniyle meydana geldiğini, teminat kapsamında olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile, 18.897,19 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2013/10492
2013/13056
TTK.’nun 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir. Taraf (husumet) ehliyeti yargılamanın her aşamasında resen gözetilecek hususlardandır.
Somut olayda, yargılama aşamasında sigortalı araç üzerinde rehin hakkı sahibi olan … Bankası Manavgat Şubesi’nin cevabi yazısında; rehin konusu alacağın devam ettiği, bakiye alacak, talep ve fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla açılan davaya muvafakat ettikleri belirtilmiştir. Şarta bağlı muvafakatin geçerli olduğu kabul edilemez. Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı bulunan … Bankası’nın açık ve şartsız muvafakati olmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 30.09.2013 tarihinde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
2013/10492
2013/13056

– KARŞI OY –
Somut uyuşmazlıkta, davacının sigorta ettireni, davalı … Sigorta AŞ’nin de kasko sigortacısı olduğu … plakalı aracın hasara uğraması nedeniyle 35.187,44 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açılmış,
Davalı davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece “davanın kısmen kabulü ile 18.897,19 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline….” karar verilmiş,
Kararın yasal sürede davalı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda “….dain ve mürtehin sıfatı bulunan … Bankası AŞ Manavgat Şubesi’nin davaya muvafakatı kayıtsız ve şartsız olmadığından, muvafakatın geçersizliği nedeniyle aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken…” gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur..
Sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.
4721 Sayılı TMK’nın Taşınır Rehni Başlıklı 940/2 maddesi “Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına alınması için kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan taşınır mallar üzerinde zilyetlik devredilmeden de taşınır malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin kurulabileceği, rehin kurulmasına ilişkin diğer hususların tüzükle belirleneceği”,
Yine aynı Yasanın taşınmaz rehni bölümünde yer alan Sigorta Tazminatı Üzerindeki Hak Başlıklı 879.maddesi “Muaccel olan sigorta tazminatının malike ancak bütün rehinli alacaklıların rızası ile ödenebileceği..”,
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK 1269 maddesi “Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malikin, malikin adi veya rehin alacaklısının, malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acente, kiracı, komisyoncu ve diğer kimselerin malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların kanuni temsilcilerinin bu menfaati sigorta ettirebilecekleri”,
Mülga TTK 1270 maddesinde “Bir kimsenin diğer bir kimsenin nam ve hesabına dahi sigorta akdedebileceği, şu kadar ki o kimsenin nam ve hesabına hareket ettiği kimseyi temsile selahiyetli değilse sigorta priminden dolayı bizzat mesul olacağı..”,
2013/10492
2013/13056
Temyiz inceleme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 1456 maddeside “1-Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki malike ait menfeat sigortalandığı takdirde kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkının sigorta tazminatı üzerinde de devam edeceği, 2-Sigortacıya mal üzerinde sınırlı ayni hak bulunduğu bildirildiği takdirde ayni hak sahiplerinin izni bulunmadıkça sigortacının sigorta tazminatını sigortalıya ödeyemeyeceği, ayni hakkın sicille alenileştiği veya sigortacının bunu bildiği durumlarda bildirime gerek bulunmadığı..” hükmünü taşımaktadır.
Gerek Yüksek 11.Hukuk Dairesi’nin ve gerekse Dairemizin kararlarında rehin alacaklısının davaya muvafakat etmemesi veya rehin alacağının ödenmemesi hali dava ön şartı olarak değerlendirilerek bu halde davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerektiği kabul edilmekte ise de tarafımızca bu görüşe itibar edilmemektedir.
Zira 4721 Sayılı TMK 940/2 maddesine dayanılarak tesis edilen ve sicile kaydedilen menkul rehninde kıyasen uygulanması gereken TMK 879.maddesi ve temyiz incelemesi sırasında yürürlüğe giren 6102 Sayılı TTK 1456/1,2 maddesinde de açıkça öngörüldüğü üzere rehin alacaklısının muvafakatının bulunmaması sadece sigorta tazminatının sigorta ettirene ödenmesine engel teşkil etmektedir. Sigorta ilişkisinin tarafı bulunan, sigortalı aracı hasarlanan davacının Kasko Poliçesi Genel Şartları kapsımında aracındaki hasar bedelini talep etmesinde, sadece ödemeye ilişkin anılan yasa hükümlerinin dava önşartı olarak değerlendirilmesi, davacınında, rehin alacaklısının da hakkına kavuşmasını engelleyici davalı … şirketini haksız zenginleştirici bir sonuç doğurduğu gibi anılan yasa hükümlerine de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Bu durumda, dava dışı … Bankası A.Ş. Manavgat Şubesi’nin rehin alacağı nedeniyle davalı … şirketinin sigorta bedelini davacı sigortalıya ödemesi sırasında öncelikle rehin alacağını ödemesi varsa artan kısmın ise sigortalıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeye ve TMK 879 ve 6102 Sayılı TTK 1456/1,2 maddesi gereğince hüküm fıkrasına “davalı … şirketinin hükmolunan bedeli davacı sigortalıya ödemesi sırasında öncelikle rehin alacağını ödemesi varsa artan
2013/10492
2013/13056
kısmın sigortalıya ödenmesi” ibaresinin eklenmesi suretiyle yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bozulmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.