Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/8093 E. 2012/479 K. 31.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8093
KARAR NO : 2012/479
KARAR TARİHİ : 31.01.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden davalı … vekili Avukat … geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 133 ada 10 parsel sayılı 223.42 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar tarafından davalı aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi ve kal davası, çekişmeli taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, davacıların 133 ada 10 sayılı parselde bulunan hisselerine yönelik davalı tarafından yapılan müdahalenin men’ine, 133 ada 10 sayılı parsel 8 pay kabul edilerek, 3 payın eşit hisseler ile … oğlu 01.01.1949 doğumlu …, 01.07.1933 doğumlu … oğlu …, 01.07.1932 doğumlu … oğlu … ve 01.03.1931 doğumlu … oğlu … adına, 5 payın davalı … oğlu 1933 doğumlu … adına tapuya tesciline, gayrimenkulün üstünde bulunan betonarme muhtesatın davalı …’a ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, davacıların yıkıma yönelik talebi açısından mahkemenin görevsizliğine, dosyanın istem halinde görevli ve yetkili Çaykara Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davacıların dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsamında kalan 133 ada 8, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazların öncesinde bir bütün olduğu, davacıların tapu kaydındaki paylarının 3/8 olup geriye kalan ve 1953 yılından beri tedavül görmeyen 5/8 payın davalı yararına hukuki değerini kaybettiği kabul edilerek karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dayanak tapu kaydının 133 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar ile çekişmeli 133 ada 10 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafın tapu kayıtlarına dayanması karşısında, davalı tarafça tapu kaydının hukuki değerini kaybettiği iddiası yanında önceki tapu malikleri arasındaki taksim ve sonrasındaki harici taşınmaz
devrine dayanılmıştır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözlerinden, çekişmeli taşınmaza uzun yıllardır davalı ile bayi babasının zilyet olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlık; dayanak tapu kaydında paydaş olmayan davalı tarafın çekişmeli taşınmaz üzerinde çok eskiden beri sürdürdüğü zilyetliğinin hangi nedenden kaynaklandığı, çekişmeli taşınmaza uyduğu kabul edilen tapu kaydında paydaş olan davacıların sahip oldukları ve temyize konu olan 3/8 pay yönünden hangi taraf yararına edinme koşullarının oluştuğu hususlarında toplanmaktadır. Çekişmeli 133 ada 10 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağının edinme sebebinde, tapu kayıt malikleri arasında yapılan harici ifraz ve taksim sonucunda çekişmeli taşınmazın Tahdiçoğlu Sait bini Mustafa’ya isabet ettiği ve sonrasında haricen davalının babası olan … ’a hibe edildiği bildirilmektedir. Aynı şekilde, davanın Asliye Hukuk Mahkemesi aşamasında 21.9.2004 günü mahallinde yapılan keşifte davacıların tanığı olarak dinlenen … Sargın da tapu kayıt maliklerinin davacıların babaları ile değişiminden ve diğer bazı tapu kayıt malikleri tarafından davalının babası …’e yapılan bağıştan söz etmektedir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan, davalı tarafın çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin ilk olarak hangi tarihte ve hangi nedenlerle başladığı, sonraki zilyetliğin hangi akdi ve irsi ilişkilere dayanılarak sürdürüldüğü, tapu kayıt malikleri arasında herhangi bir taksim olup olmadığı aydınlatılmadan; tüm kadastro tespit bilirkişileri ile tarafların bu hususların aydınlatılması için bildirecekleri tanıkları dinlenilmeden karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tarafların bildirecekleri tanıklar ve tüm tespit bilirkişileri hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte; çekişmeli taşınmazın hangi tarihten beri davalı ve öncesinde babası …’in kullanımında olduğu, davalının babası … ile tapu kayıt malikleri arasında nasıl bir akdi veya irsi ilişki bulunduğu, bu tarihte veya öncesinde tapu kayıt malikleri arasında yapılmış herhangi bir taksim olup olmadığı, taksim olmuşsa çekişmeli taşınmazın kim veya kimlerin payına düştüğü, bu kişilerle davalının babası arasındaki ilişkinin ne olduğu, davalı ve babasının yerel bilirkişi ve tanıklarca bildirilen eski tarihli zilyetliklerinin hiçbir kesintiye veya itiraza uğramaksızın bu kadar uzun süre devam etmesinin nedeninin ne olduğu, davacıların çekişmeli taşınmaza kayden malik oldukları tarihte davalının babası …’in çekişmeli taşınmazı kullanıp kullanmadığı, davacılar arasında 133 ada 8 ve 9 parselleri konu alan taksimin ne zaman yapıldığı, öncesinde tapu kayıt malikleri veya davalının bayileri arasında yapılmış bir taksim yoksa davalının babasının zilyetliğine neden itiraz yöneltilmediği, bu dönemde davacılar ile davalının babası … arasında herhangi bir sözleşme olup olmadığı gibi hususlarda yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişileri ile taraf tanıklarından ayrıntılı, olaylara dayalı bilgi alınmalıdır. Bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli ve usuli kazanılmış haklar gözönünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davalı vekilin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 900.00 TL. vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı tarafa verilmesine, 31.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.